Anatolian Rock Revival Project
Erkin Koray - Bir Eylül Akşamı (1966)
updated
------------------------
Cem Karaca - Solist
Mehmet Soyarslan – Beste & Gitar
Yalçınkaya Tümay – Gitar
Ahmet Tuzcuoğlu – Bas Gitar
Timur Fildişi - Davul
Muhtar Cem Karaca 1945'te İstanbul’da doğar. Sanatçı bir çiftin çocuğudur. Müzikle ilk tanışması annesinin teyzesi Rosa Felegyan'ın Cem Karaca'ya piyano notaları ve nağmelerini öğretmesiyle olur. Robert Lisesi'nde okuması sebebiyle o yıllarda popüler olan Rock’n Roll'un etkisiyle müziğe başlar.
1965'te askere giden Karaca için askerlik müziğini değiştirir. Askerde bir arkadaşının bağlama çalışıyla çok beğenmediği Anadolu tarzındaki müziğe aşık olur. Hayatının sonuna kadar bu tarzı müziğinden eksik etmez. Karaca bu anıyı: “O noktada türküleri tanıdım ve baktım ki ben yanlış bir coğrafyada yanlış bir lisanla şarkı söylemek zorunda değilim. Ben doğru bir coğrafyada doğru bir lisanla şarkı söylemek zorundayım” diyerek anlatır.
Askerden sonra Şubat 1967'de gitarist Mehmet Soyarslan'ın kurduğu Apaşlar grubu ile tanışır. Birlikte Altın Mikrofon 1967'ye katılırlar. Yarışmaya katıldıkları Emrah şarkısı Erzurumlu Emrah'ın şiirine yapılmış bir Karaca bestesidir. Yarışmada ikinci olurlar ancak birinci olan gruptan daha çok ilgi görürler. Cem Karaca ve Apaşlar, 1968'de Almanya'ya gidip Ferdy Klein Orkestrası ile 45'likler kaydeder. Bu dönemde Soyarslan şarkısı "Resimdeki Gözyaşları" Karaca'nın Emrah'tan sonraki ikinci hit parçası olur. 1969'da grup içinde fikir farklılıkları oluşmaya başlar. Karaca, siyasi müziğe kaymak isterken Soyarslan bu değişime karşıdır. "Bu Son Olsun / Felek Beni" plağından sonra grup dağılır. Grup 1970 senesinde “Emrah/Karanlık Yollar ” plağını yayınlar. Bestesi Mehmet Soyarslan’a ait Karanlık Yollar eseri Özen Film reklamlarında da kullanılır. Enstrümantal kayıt olduğu için Cem Karaca kayda katılmaz. Apaşlar dönemi bittikten sonra grup müziğine devam etmek isteyen Karaca, Apaşlar'ın bas gitaristi Seyhan Karabay ile Kardaşlar grubunu kurar. Grup üyeleri sabitlendikten sonra, Almanya'da kayıt yapmaya karar verirler ancak çıkan salgın yüzünden birlikte Almanya'ya gidemezler. Cem Karaca Köln'e tek başına gider, Apaşlar arasından sonra burada bestelerini ve Anadolu türkülerini Ferdy Klein orkestrası ile kaydeder. Bu birliktelikte 4 plak kaydederler.
Eylül 1972 yılında Karaca Kardaşlar’dan ayrılır. Karaca Kardaşlar’dan ayrılıp Moğollar’a geçerken, Moğollar’ın solisti Ersen Dinleten Kardaşlar’a geçer. Moğollardan ayrıldıktan sonra Karaca 1974 yılında Dervişan'ı kurar. Şubat 1975'te Karaca'nın en önemli eserlerinden biri olan "Tamirci Çırağı" yayınlanır. Şarkıdaki "İşçisin sen, işçi kal" söylemi Karaca'nın siyasi duruşunu da ilk kez bu kadar açık gösterir. 1977 yılında “Yoksulluk Kader Olamaz” LP’sini piyasaya sürerler. Bu albümdeki “Sevdan Beni” eseri aslında Ahmet Arif'in şiiridir. Bu albüm Türkiye’deki protest müziğin etkilerinin en çok olduğu albümdür. Albüm aynı zamanda zamanın progresive müzik türünün de en iyi örneklerinden biridir. Özellikle bu albümün ardından üstlendiği politik yapı nedeni ile grubun konserlerinde çatışmalar çıkar. 1978 yılında giderek daha da politikleşmesi sebebiyle grup dağılır.
Karaca 1979'da Almanya'ya taşınır. Nazım Hikmet şiirlerine yaptığı bestelerle Hasret'i yayınlar. Mart 1980'de Sıkıyönetim Mahkemesi'nde Karaca'nın 1 Mayıs plağı, komünizm progandası nedeniyle yargılanmaya başlar. Karaca, bu dönemde Avrupa turnesine başlar. Dava başladıktan kısa süre sonra babası Mehmet Karaca'yı kaybeder fakat cenaze törenine katılamaz. Mahkemenin çağrılarına rağmen o dönemlerde adil yargılanmaya güvenmediği için ülkeye dönmez. 6 Ocak 1983'te Yılmaz Güney'le aynı gün vatandaşlıktan çıkarılır. Sonrasında bir arkadaşının vasıtasıyla Turgut Özal’la görüşerek ülkeye dönmek istediğini belirtir. 1987'te gurbette geçirdiği yılların ardından çok sevdiği vatanına döner.
Karaca müzik hayatı ile ilgili şunu söyler: “Pirsultan Abdal, Karacaoğlan, Dadaloğlu Emrah gibi onlarca ozanlarımız türküleri söylene söylene kendi varlıklarını devam ettirmişler. Bir gün benim türküm söylenmezse şarkım söylenmezse işte o zaman… Eyvallah!”
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Tünay Akdeniz – Davul
Rıza Silahlıpoda – Org
Talat Kurter – Bas
Celal Kara - Flüt
Çığrışım Dörtlüsü 1970 yılında kuruldu. Grubun ilk kadrosunda Tünay Akdeniz 12 telli gitar ve saz çalıp vokal yaparken, Mithat Coşkun 12 telli gitar, vokal, saz, flüt; Şinasi Bakıcı kaşık, Mehmet Gün ise tumba çalıyordu. Grubun kullandıkları enstrümanlardan da anlaşılacağı üzerine grup dönemin Dönüşüm, Türeyiş, Ajlan ve 3 Ozan gibi Anadolu Pop’un folka yakın duran kesitinde yer alıyordu. 1970 yılında Coşkun Plak ile anlaşarak ilk plakları yayınlandı. İlk 45’liğin A yüzünde “Yaklaş Yaklaş” ve “Çığrı Oyun Havası”, B yüzünde ise “Kars’a giderim Kars’a” ve “Karpuz Kestim yiyen yok” şarkıları yer alıyordu.
Sonrasında grup dağılırken yerini Atilla Ceyhan ve Çığrışım Folk adlı gruba bıraktı. Atilla Ceyhan gitar ve vokalde, Tünay Akdeniz ise davulda olarak proje başladı. Farklı gruptan müzisyenler de ara ara stüdyo kayıtlarında bu projeye katkı sağladılar. 1972 yılında Ritm 68’den Rıza Silahlıpoda’ın orgda, Talat Kurter’in Basta ve Celal Kara’ın flütte yer aldığı “Dadduk-Karacaoğlan 9/8” adında bir 45’lik çıkardılar. Dadduk Karadeniz bölgesinde özellikle Giresun civarında “Tatlı / Sevimli” anlamına gelmektedir.
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
Illustration: Büşra Özçelikörs
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Güryeller ilk olarak Kıbrıs Larnaka’da Ali, Hasan, Mehmet Güryel kardeşler tarafından kurulur. Bas gitarda Ertan Ersan’la bir süre devam eder. Ardından Ertan Ersan gruptan ayrıldıktan sonra Hasan Güryel davuldan bas gitara geçer ve küçük kardeşleri Derviş Güryel de davulcu olarak gruba dahil olur. Böylece 1964 yılında Güryeller grubu son halini alır.
(grup hakkında daha fazla bilgiye ihtiyacımız var, bilgi sahibi olanlar paylaşabilirse seviniriz)
Illustration: Evre B. Clarke
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
Illustration by
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Önceleri İngilizce, Fransızca ve İtalyanca şarkılar söylemektedir ardından Ruhi Su ile çalışmaya başlayınca folk müziğe yönelir.1969'da Yunus Emre'den bestelediği "Bana Seni Gerek Seni" ile "Hafif Batı Müziği Düzenleme Ödülü"nü ve Fransa'da Jacques Brel ile paylaştığı Dario Moreno Ödülü'nü alır. Fransız televizyonuna çıkar ve Monaco Prensesi Grace Kelly tarafından televizyon festivallerine davet edilir.
Romanya'da Brşov uluslararası müzik festivaline katılıp Kritik Ödülü'nü alır. 1970 yılında Türkiye'de yılın en iyi şarkıcısı seçilir. Aynı yıl Bulgaristan Uluslararası Altın Orfe Müzik Festivali'nde üçüncü olur. 1974 senesinde sözleri ve müziği Neşet Ertaş’a ait olan “Niye Çattın Kaşlarını” 45liğini yayınlar. Neşet Ertaş bu eseri 1970 senesinde ayrıldığı eşi Leyla Hanım için yazmıştır.
------------------------
Illustration: Ali Yıldız
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
1971 yılında Özkan Uğur’un askere gitmesi ile Kaygısızlar grubu dağılır ve Mazhar Alanson ve Fuat Güner Mazhar-Fuat ikilisi olarak müzik hayatlarına devam ederler. 1973 yılında ilk albümleri olan Türküz Türkü Çağırırız albümünü yayınlarlar.
1976 senesinde Özkan Uğur’un askerden dönmesi ile yanlarına Galip Boransu ve Ayhan Sicimoğlu’nu da alarak İpucu Beşlisi grubunu kurarlar ve “Heyecanlı” adındaki 45liklerini çıkarırlar. Okulları bittikten sonra müziğe bir süre ara verirler. 1979 senesinde Fuat Güner babasının vefatı sebebiyle mühendisliği bırakır ve Özkan Uğur ile birlikte Ferhan Şensoy’un oyununda yer alırlar. 1982 senesinde Mahzar Alanson’un Devlet Konservatuarından ayrılması ile birlikte üçlü tekrardan bir araya gelir. Mazhar Fuat Özkan üçlüsü 1984 yılında MFÖ adıyla ilk albümleri olan “Ele Güne Karşı” albümlerini yayınlarlar.
------------------------
İllüstrasyon: Ebuzer Caner
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
Illustration by
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Müzik yaşamına Ankara Üniversitesi öğrencisiyken başlar. Çıkardığı ilk iki 45'lik plak bir milyon dolayında satılınca, meslek olarak müziği seçmeye karar verir. Türkiye'de ve başta Almanya olmak üzere dış ülkelerde çok sayıda konser verir. 1972 yılında Dış İşleri Bakanlığı görevlendirmesi ile Bulgaristan'da gerçekleştirilen Altın Orfe Festivali'nde Türkiye'yi temsil eder.
1974 yılında Kardaşlar ile birleşen Selda Bağcan, birlikte 20 günlük Anadolu turnesine çıkmayı
planlar. Ancak Kardaşlar grubundan Cengiz ile anlaşamaması sebebi ile Finike’de turnenin 10.
gününde yollarını ayırırlar ve Kardaşlar İstanbul’a döner. Selda Bağcan ise turneye başka bir
orkestra ile devam eder.
Özellikle sol partilerin ve kuruluşların düzenlediği etkinliklerde konserler verdi. 1980 askerî darbesinin ardından üretimi sınırlanan sanatçı, büyük sıkıntılar çeker. 1980 ve 1987 yılları arasında pasaport verilmeyen sanatçı 1981 ve 1984 yılları arasında şarkılarından dolayı üç kez Metris Askeri Ceza ve Tutukevinde hapse girer. 1986 yılında Peter Gabriel‘in desteklediği The Womad Foundation (Word Of Music And Dance) Festivalinden davet aldığında pasaportu olmadığı için gidemez. Pasaport verilmediği için yurtdışı konserlerine ara vermek zorunda kalır. 1987'de yeniden pasaport alabilen sanatçı, 13 Haziran 1987'de Rotterdam Sanat Festivali'ne, 19 Haziran 1987 Womad ve Glastonbury Festivali'ne, 20 Haziran 1987'de Jubilee Gardens Festivali'ne (Londra), 25 Haziran 1987'de Earls Court Festivali'ne (Londra), 26 Haziran 1987 Capital Radio Festivali'ne katılarak bir dizi konser verir. 1988'de de dört ay süreyle Batı Avrupa'da konserler gerçekleştirir. 1989'da ve 1990'da da tüm Türkiye'yi dolaşarak halka açık ücretsiz konserler verir.
Selda Bağcan, protest müzik diye adlandırılan türde şarkılar besteleyip yorumlarken, aynı zamanda bilinen halk müziklerini de değişik biçimde yorumlamakla ün kazandı. Şarkıları yurt dışında farklı müzisyenler tarafından bol bol sample'lanan Bağcan'ın "İnce İnce Bir Kar Yağar" parçası Electronic Arts'ın Skate 2 oyununda da kullanılmıştır.
İspanyol müzik araştırmacısı Vicente Fabuel’in Selda Bağcan hakkındaki yorumu ise şöyle: “Türk vokalisti Selda, doğu kültüründen çıkmış sayılı efsanevi kadın seslerden biridir. O büyük çöllerin ortasında az bulunur vahalar gibidir. Bir insan nasıl bu kadar çevik, bu kadar derin, bu kadar yaratıcı ve bu kadar hissederek şarkı söyleyebilir.”
Times dergisinin “Dünya Müziğinde Yaşayan Efsane ve Tarihi Kadın Şarkıcılar” listesinde Selda Bağcan da yer almaktadır.
Sanatçı İstanbul'da oturmakta olup, sahibi olduğu plak şirketini yönetmektedir.
------------------------
İllüstrasyon: Kirsten Rothbart
Çeviri: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Şubat 1967'de grup Cem Karaca ile tanışır. Gitarist Soyarslan ve Tümay, bas gitarist Ahmet Tuzcuoğlu ve davulcu Timur Fildişi'den oluşan grup Cem Karaca ile çalışmaya başlar. Ekip 1967 Altın Mikrofon yarışmasına katılır ve "Emrah" ile ikinci olur. Şarkı yazarı Fecri Ebcioğlu şarkıyı: "Bugüne kadar bestelenmiş ya da batı müziğine uyarlanmış en iyi şarkı" olarak tanımlar. Bu yarışma sayesinde grup ilk 45'liğini yayınlar ve ilk turnesini yapar.
1967 yılında Karaca ve Apaşlar 3 tane EP hazırlarlar. Bu plaklarda Apaşlar'ın besteleri de yer alır. 3. EP öncesi grupta değişiklikler olur. Bas gitara Hasan Sel, davulaysa İhsan Avşar gelir. Bu plakta Karaca bestesi "Ümit Tarlaları", Apaşlar tarafından aranje edilmiş anonim "Anadolu Oyun Havaları", "Suya Giden Allı Gelin" ve "Nasıl da geçtin?" türküsü vardır.
Yılın sonunda grup Almanya'ya gider. Bu dönemde maddi zorluklar yaşar, barlarda çalarlar. Ancak yine burada Türkola Plak ile çıkaracakları 45'liklerde Alman Ferdy Klein Orkestrası ile çalışma fırsatı yakalarlar. Hazırlanan 45'liklerin bazıları İngilizce olup, yurtdışı pazarını hedeflemektedir.
Türkiye'ye 1968 Mayıs'ında bir "Merhaba" konseriyle dönerler. Sadece bir müzik konseri değil ayrıca tiyatral şovlar da bulunan bu konser Türkiye'de bir ilk olur. Aynı yıl Almanya'da kaydedilen ve Mehmet Soyarslan bestesi olan "Resimdeki Gözyaşları" yayınlanır. Bu plak Cem Karaca ve Apaşlar'ın en büyük başarısı olur. Bu plağı da bir Türkiye turnesi izler.
Ancak grubun beyni Mehmet Soyarslan ile vokalist Cem Karaca arasında fikir çatışmaları ortaya çıkar. Cem Karaca, grubu daha politik bir yöne çekmek istersen, Soyarslan buna karşıdır. İkili bir yandan da dönemin gazete ve dergilerinden birbirlerine suçlamalar yapmaktadır. Sonuç olarak 1970'te Apaşlar ve Cem Karaca yollarını ayırır. Cem Karaca'dan ayrılınca Apaşlar da müziğe devam etmez ve dağılır.
Apaşlar'ın Cem Karaca kariyerindeki öteki gruplardan en önemli farkı grup elemanlarının da beste olarak Cem Karaca'ya yardım etmesidir. Mehmet Soyarslan, hit şarkı "Resimdeki Gözyaşları" dışında, "Bu Son Olsun", "Ayrılık Günümüz" şarkılarının söz müziğini yapmış, enstrümantal olarak "Gılgamış", "Şans Çocuğu", "Karanlık Yollar", "Vahşet" ve "Hücum" bestelerini üretmiştir. İkinci gitarist Tümay, "Ayşen" şarkısının söz ve müziğini yazmıştır. "No No No" şarkısında söz ve müziği Cem Karaca ile paylaşan Apaşlar, türkülerin de aranjmanına katkıda bulunmuştur.
Kadro:
Mehmet Soyarslan – Gitar
Yalçınkaya Tümay – Gitar
Ahmet Tuzcuoğlu – Bas Gitar
Timur Fildişi - Davul
Beste: Mehmet Soyarslan
------------------------
Illustration: Gencer Özdamar
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
1969'da Yunus Emre'den bestelediği "Bana Seni Gerek Seni" ile "Hafif Batı Müziği Düzenleme Ödülü"nü ve Fransa'da Jacques Brel ile paylaştığı Dario Moreno Ödülü'nü alır. Fransız televizyonuna çıkar ve Monacca Prensesi Grace Kelly tarafından televizyon festivallerine davet edilir.
Romanya'da Brşov uluslararası müzik festivaline katılıp Kritik Ödülü'nü alır. 1970 yılında Türkiye'de yılın en iyi şarkıcısı seçilir. Aynı yıl Bulgaristan Uluslararası Altın Orfe Müzik Festivali'nde üçüncü olur. 1975 yılında Türkiye'de ilk kez düzenlenen Eurovision elemelerine "Canı Sıkılan Adam" adlı parçası ile katılmıştır.
Söz: Bülent Pozam
Beste: Nino Varon
------------------------
Illustration: Ahmet Karakaya
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Liseyi 1960 yılında mezun olduğu Kadıköy Ticaret Lisesi’nde okudu. Askerliğini yedek subay öğretmen olarak Adıyaman, Besni Araplar köyünde başöğretmen olarak yaptı.
1962 – 1964 yılları arasında dünyanın tanınmış gitar hocalarından Andreas’tan klasik gitar dersleri aldı daha sonra İsmet Sıral orkestrası ile kuzey ülkeleri ve daha çok İsveç’te profesyonel müzik kariyerini geliştirdi ve dünya jazzcılarıyla tanışma ve çalışma fırsatını buldu.
14 Ekim 1968 tarihinde ilk profesyonel kendi orkestrasını kurdu. Özdemir Erdoğan 1968 yılında, yılın en iyi gitaristi ödülünü aldı. 1969 yılında da ilk altın plak ödülünü aldı. Daha sonra 1971 – 1972 yıllarında çeşitli uluslar arası ödüller geldi. 1975 yılından itibaren beste çalışmalarına başladı.
1972 Atina Olimpia ve İskenderiye festivallerine iştirak etti. 1990 yılında TRT Altın Anten yarışmasında birincilik ödülü aldı. 1991 yılında Amerika Birleşik Devletleri, Hollanda, Almanya, İsviçre ve Fransa’da çeşitli festivallere katıldı.
Özdemir Erdoğan’a, 1998’de T.C. Devlet Sanatçısı ünvanı verildi.
--------------------
BAND:
Alto Saksofon – Aladdin Dal
Bas Gitar – Günnur Perin
Gitar – Özdemir Erdoğan
Hammond Org – Uğur Dikmen
Trompet – Erdoğan Ergun
Düzenleme: Günnur Perin, Özdemir Erdoğan
------------------------
Illustration: Nevzat Aydın
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
Illustration by
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Kemal Ebcioğlu – Solo Gitar
Bülent Terem – Bas Gitar & Solist
Osman Kermen – Org
Gökhan Cansen – Bateri
Jan Kurban – Ritim Gitar
------------------------
Illustration: Pelin Turgut
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
1965 yılında askerliğe giden Karaca için askerlik hem hayatını hem de müziğini tamamiyle değiştiren bir yer olmuştur. O zamanlara kadar beğenmediği Anadolu Tarzındaki müziğe askerdeki bir arkadaşının bağlama çalışı ile aşık oldu ve hayatının sonuna kadar bu tarzı müziğinden eksik etmez. Cem Karaca askerlikteki anısının üzerindeki etkisini şöyle anlatıyor: “O noktada türküleri tanıdım ve baktım ki ben yanlış bir coğrafyada yanlış bir lisanla şarkı söylemek zorunda değilim. Ben doğru bir coğrafyada doğru bir lisanla şarkı söylemek zorundayım”
Cem Karaca, askerlik sonrası Şubat 1967'de gitarist Mehmet Soyarslan'ın kurduğu Apaşlar grubu ile tanışır. Karaca, grup ile birlikte Altın Mikrofon 1967'ye katılmıştır. Yarışmaya katıldıkları Emrah şarkısı Erzurumlu Emrah'ın şiirine yapılmış bir Karaca bestesiydi. Yarışmada Karaca'nın grubu ikinci oldu ancak birinci olan gruptan daha çok ilgi görürler. Cem Karaca ve Apaşlar, 1968'de Almanya'ya gidip Ferdy Klein Orkestrası ile 45'likler kaydederler. Bu dönemde Soyarslan şarkısı "Resimdeki Gözyaşları", Karaca'nın Emrah'tan sonraki ikinci hit parçası olur. 1969'da grup içinde fikir farklılıkları oluşmaya başlar. Cem Karaca, daha siyasi müziğe kaymak isterken, Soyarslan bu değişime karşıdır. "Bu Son Olsun / Felek Beni" plağından sonra grup dağılır. Apaşlar dönemi bittikten sonra grup müziğine devam etmek isteyen Karaca, Apaşlar'ın bas gitaristi Seyhan Karabay ile Kardaşlar grubunu kurar. Grup üyeleri sabitlendikten sonra, Almanya'da kayıt yapmaya karar verirler ancak çıkan bir salgın yüzünden, Karaca ve Kardaşlar birlikte Almanya'ya gidemezler. Bu sebepten dolayı Cem Karaca, tek başına Köln'e gider. Apaşlar sonrası yaşadığı müzikal aradan sonra burada kendi besteleri ve Anadolu türkülerini yine Ferdy Klein orkestrası ile kaydeder. Bu birliktelikte Ferdy Klein orkestrası ile 4 adet plak kaydeder.
Eylül 1972 yılında Cem Karaca Kardaşlar’dan ayrılır ve dünya müzik tarihinde nadir görülen bir olay meydana gelir. Cem Karaca Kardaşlar’dan ayrılıp Moğollar’a geçerken, Moğollar’ın solisti Ersen Dinleten Kardaşlar’a geçer. Moğollardan ayrıldıktan sonra Cem Karaca 1974 yılında Dervişan grubunu kurar. Şubat 1975'te Cem Karaca'nın en önemli eserlerinden biri olan "Tamirci Çırağı" yayınlanır. Bu şarkıdaki "İşçisin sen, işçi kal" söylemi Cem Karaca'nın siyasi duruşunu da ilk kez bu kadar açık göstermektedir. 1977 yılında “Yoksulluk Kader Olamaz” LP’sini piyasaya sürdüler. Bu albümdeki “Sevdan Beni” eseri aslında Ahmet Arifin şiiridir. Bu albüm Türkiye’deki protest müziğin etkilerinin en çok olduğu albüm özelliğini taşımaktadır. Albüm aynı zamanda o zamanların progresive müzik türünün de en iyi örneklerinden biridir.Özellikle bu albümün ardından grubun üstlendiği politik yapı nedeni ile grubun konserlerinde çatışmalar çıkmaya başlar. 1978 yılında grubun giderek daha da politikleşmesi sebebi ile grup dağılmıştır.
1979 yıllarında Almanya'ya taşınır. Çoğu Nazım Hikmet şiirlerinin besteleri olan Hasret albümünü yayınlar. Mart 1980'de Sıkıyönetim Mahkemesi'nde Karaca'nın "1 Mayıs" plağı "komünizm progandası" nedeni ile yargılanmaya başlar. Cem Karaca, bu dönemde Avrupa turnesine başlamıştır. Dava başladıktan kısa bir süre sonra da babası Mehmet Karaca'yı kaybetti. Cem Karaca, babasının cenaze törenine katılamaz. Mahkemenin çağrılarına rağmen o dönemlerde Türkiye’deki adil yargılanma sürecine güvenmediği için ülkeye dönmez ve sonuç olarak 6 Ocak 1983'te Yılmaz Güney ile aynı gün Türk vatandaşlığından çıkarılır. Daha sonrasında bir arkadaşının vasıtası ile Turgut Özal’la görüşerek ülkeye dönmek istediğini belirtir. 1987 yılında gurbette geçirdiği yıllar sonrasında sürgününden çok sevdiği vatanına döner.
Cem Karaca müzik hayatı ile ilgili şunu söyler: “Pirsultan Abdal, Karacaoğlan, Dadaloğlu Emrah gibi onlarca ozanlarımız türküleri söylene söylene kendi varlıklarını devam ettirmişler. Bir gün benim türküm söylenmezse şarkım söylenmezse işte o zaman… Eyvallah!”
Kadro:
Cem Karaca - Solist
Mehmet Soyarslan - Gitarist
Seyhan Karabay - Bas Gitar
Leon Habib - Davul
+ Ferdy Klein Orkestrası
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
Illustration: Ebrahel Lurci
Translation: Sami Umut Can
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Bu 3 kardeş Selçuk Alagöz Orkestrasından ayrıldıktan sonra her zaman yapmak istedikleri gibi sadece bu 3 kardeşin bulunduğu 3 Hürel grubunu 20 Temmuz 1970 saat 4’te Kabataş İskelesinde kurarlar. 3 Hürel grubu olarak 1970 senesinde ilk plakları olan “Ve Ölüm / Şeytan Bunun Neresinde” plağını çıkardılar. 70 yıllarda Diskotür şirketi ile pek çok plak çıkarırlar. 1972 yılında çıkardıkları “3 Hür-el” LP’si ile Türkiye’nin ilk Altın LP ödülünü kazanırlar. Grup özellikle çıkardıkları şarkıların hepsinin kendi söz ve besteleri olması açısından Türk Müzik tarihinde çok önemli bir konuma sahiptir. Bu şarkıların pek çoğu Feridun Hürel tarafından yazılır. Ayrıca Feridun Hürel şarkılarda kullanmak istedikleri Doğu-Batı sentezi tınılar için elektrogitar ve bağlamayı birleştirdikleri “Saz-Gitar”ın mucididir. Saz-Gitar’ı elinden pek çok el işçiliği gelen babası Murat Hürel ile yapmışlardır.
1975’te Onur Hürel’in askerliği nedeni ile grup çalışmalarına 6 ay kadar ara verir. Aynı durum 1977 yılında Feridun ve Haldun kardeşlerin askerliği nedeni ile tekrarlanır ve bu, grubun iki sene müziğe ara vermesine neden olur. Feridun ve Haldun kardeşlerin askerlikleri sırasında annelerini kaybederler. Bu olayların ardından grup dağılır. Feridun Hürel anneleri Malike Hürel’e olan bağlılıklarını 1973 yılında yazdığı “Ağlarsa Anam Ağlar” parçasında açıkça belirtmiştir.
Feridun Hürel grup dağıldıktan sonra müzik kariyerine İngiltere’de devam etmek ister ve İngiltere’ye taşınır. 1 sene sonrasında Türkiye’ye geri döner ve üniversiteden mezun olduğu reklamcılık bölümü üzerinde çalışmaya başlar. Ayrıca kendisinin yazdığı 5 adet kitabı da bulunmaktadır.
Feridun Hürel müzik hayatı ile alakalı şunu söyler :“Biz öldükten sonra da 500 yıl sonra inanırım birileri bir sevmek bin defa ölmek demekmiş bin defa ölüp de hiç ölmemekmiş diyecektir bir yerlerde, Sevenler ağlarmış diyecektir.”
-------------------------
3 Hürel was first founded with the name of Yankılar by three brothers, Onur, Haldun and Feridun Hürel. They changed the band’s name to İstanbul Dörtlüsü just because Yankılar was already used by another band. The brothers began their music career with an accordion which their daddy gave them as a promotion gift. In 1967, they founded Oğuzlar and attended Golden Microphone Contest with a song by Zeki Müren. The band, which wore hippie costumes in the concerts, got famous after an interview published in Diskotek magazine. They were also awarded runner-up prizes by Diskotek. They made an instrument named bağlama-guitar which was identified with them. In 1973, they received Golden Record Award by Türk Pop magazine. Sevenler Ağlarmış was released in 1974 on Feridun Hürel’s solo album.
BAND:
Feridun Hürel: Vocal, guitar-saz
Onur Hürel: Bass guitar
Haldun Hürel: Drums
Music & Lyrics: Feridun Hürel
-----------------------
Illustration: Orhan Umut Gökçek
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
1971 yılının sonlarına doğru ilk solo plaklar olan “Ah Neyleyim Gönül / Baharın Geldiği” 45liğini Önder Bali Orkestrası ile birlikte yayınlar. Bu plağın ardından grupta bir takım anlaşmazlıklar baş gösterir ve Hülya Kırbağ gruptan 1972 senesinde ayrılır. 1974 yılında kardeşi Banu Kırbağ ve Zafer Dilek ile "Zafer, Banu ve Hülya" adında bir grup kursalar da bu grup serüveni çok uzun soluklu olmaz.
------------------------
Illustration: Gülşah Cansever
Translation: Necdet Çanım & Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
İlk 45′liğini 1965 yılında yayınlayan ve son olarak “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş ″ albümünde Zeyno, “Sevdim Seni Bir Kere” albümünde ise Aşkın Gözü Kör Mü Acaba şarkılarıyla tanınmıştır.
Selçuk Alagöz 1966'da Altın Mikrofon'a katıldı ve üçüncü olmuştur. 1965’de Anadolu Rock müziğin en önemli olan ismi Cahit Berkay, Selçuk Alagöz orkestrasında profesyonel müzik dünyasına adım atmıştır.
Selçuk Alagöz, 1967 yılında yapılan Altın Mikrofon yarışmasına başlayan yeni bir uygulama yüzünden (daha önce yarışmaya katılanlar aynı adla katılamazlar- kuralı) öğretmenlik yapmakta olan kız kardeşi Rana Alagöz adına kayıt yaptırır. Rana Alagöz bu orkestrada solist olarak bulunmuştur. Bu orkestra Altın Mikrofon yarışmasında üçüncü olmuşlar. Rana Alagöz, bundan sonra Türkiye’nin önemli kadın seslerinden bir haline gelmiştir. Ayrıca Alagöz kardeşler popüler müziğe damgalarını vurmuşlardır.
1968'de Alagöz orkestrası bateristi Engin Yörükoğlu ile Cahit Berkay Moğollar adlı rock grubunu kurmak için ekipten ayrılmasıyla Alagöz orkestrası amatör bir orkestra olan Işıldak'la çalışmaya başlarlar.
1970 yılında Selçuk Alagöz, Rana Alagöz ve Ali Alagöz kardeşler Yunanistan’ın başşehri Atina'da düzenlenen 3. Appollonia Uluslararası Müzik Festivali'nde Türkiye'yi temsil ederler. Alagöz kardeşler, kariyerleri boyunca Türkiye'yi katıldıkları yurtdışı organizasyonlarla birçok defa temsil etme şansı yakalarlar.
------------------------
Rana Alagöz was born in Istanbul on January 7 1948. She began her music education by studying at Istanbul’s Municipality Conservatory. Songs such as “Her şey Bitmiştir Artık”, “Aşkın Gözü Kör mü?” and “Dibi Dibi Da” lead to her becoming one of the famous voices in the history of popular music. Meanwhile, her elder brother, Selçuk Alagöz, pursued his music work together with an orchestra founded by and named after him.
For both of the siblings, 1965 brought about the release of their first 45ers. They further became famous for various songs, such as “Zeyno”, published on a compilation record called “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş 5″, as well as the song “Aşkın Gözü Kör Mü Acaba?”, which can be found on the compilation “Sevdim Seni Bir Kere”.
In 1966, Selçuk Alagöz participated in the “Golden Microphone” award, taking third place. In the following year, a new regulation came into effect, stating that those who had previously participated in the “Golden Microphone” competition were not allowed to do so again under the same name. It was for this reason that Selçuk Alagöz registered in the name of his sister, Rana Alagöz. Thus, she was the soloist in the aforementioned orchestra, leading to them taking third place in the 1967 “Golden Microphone” competition. Following this, Rana Alagöz became one of Turkey’s most important female voices.
In 1968, the drummer of the “Alagöz Orchestra”, Engin Yörükoğlu, together with Cahit Berkay, at the time also a member, left the “Alagöz Orchestra”, in order to establish the rock band “Moğollar”, which also led to them working with an amateur orchestra, named “Işıldak”.
Over time, the Alagöz siblings have furthermore been engaged in several foundations and associations.
------------------------
Illustration: Hande Ekinci Şahin
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Ankara Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra müzik hayatına adım atar. Kuzenleri Şanar ve Oktay Yurdatapan o sıralarda İstanbul’da Doruk Onatkut’un kurduğu Kentet Dogo grubunda çalmaktadırlar. Bir gece gösteri sırasında kuzenlerinin şarkı söylemesi konusunda ısrarlarından sonra “Adios Maria” şarkısını seslendirir. Ardından şarkı söylediği kulübün patronundan plak kaydetmesi için gelen teklife sıcak bakar. Ardından bu kayıt kendisinden habersiz radyoya verilir. Bir Pazar günü şarkısının radyonun o haftaki listesinde beşinci olduğunu radyodan şaşkınlıkla öğrenir.
Ardından 1962 senesinde Kara Tren türküsünü seslendirir, bu türkü Anadolu Pop’un ilk eserlerinden biri olarak sayılmaktadır. 60lı yıllarda pek çok plak yayınlar. 1972 yılında genellikle Oksijenler grubu Alpay’a eşlik eder. Grubun gitaristi Ferit Engin o yıllarda Dışişleri Bakanlığında çalışmaktadır ve dışarıda çalışma yasağı sebebiyle sahneye uzun saç peruğuyla çıkar ve plaklarda ismini Feridun Erginer olarak yazdırır.
1972 senesinde Üç Hürel grubunun eşliği ile “Aşk Böyledir / Gönüllerde Bahar” plağını çıkarır.
Söz: Işık Öztürk
KADRO:
Vokal: Alpay
Gitar: Feridun Hünel
Bas gitar: Onur Hürel
Davul: Haldun Hürel
------------------------
Illustration: Yasemin Yaldız
Translation: Necdet Çanım - Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Ersen Dinleten, Kardaşlar grubu ile iki single çıkarttıktan sonra, grubun isminin değişmesini kararlaştırdılar ve Ersen, "Kuzeyin Kardaşları varsa doğunun Dadaşları var" diyerek "Ersen ve Kardaşları", "Ersen ve Dadaşlar" olarak değiştirir. 1980’li yıllara kadar iyi bir birliktelik yaşayan grup 80’li yıllarda rock müziğin yaşadığı çıkmazdan dolayı Ersen Dinleten yoluna Dadaşlar’dan ayrı devam eder.
“Gafil Gezme Şaşkın” eserinin sözleri 16. Yüzyılda Tokat yöresi civarında yaşamış halk ozanı Kul Himmet tarfından yazılmıştır.
Ersen Dinleten - Vokal
Fehiman Uğurdemir – Gitar, Bağlama
Özkan Uğur – Bas gitar
Mehmet Gözüpek – Davul
------------------------
İllüstrasyon: Mert Tolga Geçer (instagram.com/merttgecer)
Çeviri: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
Bizi diğer mecralarda takip etmek için:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
A little later, with the goal of acting more professionally, they decided to dissolve “Sailors”. Instead, they founded the band “Cahit Oben 4” in 1962, later to be renamed "Cahit Oben 4’lüsü". They started out with Cahit Oben on solo guitar, Fikret Kızılok on rhythm guitar, Koray Aydın on bass guitar and Erol Ulaş on drums.
Their first record in 1965 consisted of two songs, named "I Wanna Be Your Man" and "36 24 36". After that, they put forth a new record with the songs "Silifke’nin Yoğurdu", an anonymous folk song, and "Hereke" composed by Fikret Kızılok. This is also Fikret Kızılok's first record.
In 1965, “Hürriyet” newspaper organized the “Golden Microphone” Contest, in which the band participated with their song “Halime”. (The song is a musical rearrangement of the “Halimem” folksong, whereby its name was changed to Halime.) As a reward for coming in fourth in the competition, Hürriyet newspaper enabled them to release their 45ers “Halime” and “Makaram Sarı Bağlar”.
In 1965, Cahit Oben and Fikret Kızılok part ways.
In 1966, Cahit Oben once again participated in the Golden Microphone Contest, that time with his swing-style song "Hergün Kavga Var". The finalist song, along with the track "Şey", was made into a vinyl by Hürriyet newspaper.
Later on, in 1973, Cahit Oben made the soundtrack for the movie "Canım Kardeşim", starring Tarık Akan and Halit Akçatepe.
---------------------------
Cahit Oben, 1960’lı yılların başlarında arkadaşı Fikret Kızılok ile “Sailors” adlı grubu kurar. Amatör müzik çalışmalarına başlarlar.
Daha sonra bu grubu dağıtarak, daha profesyonel hareket etmeye karar verirler. Böylece 1962’de “Cahit Oben 4’lüsü” adıyla bilinen müzik grubunu kurulur. Solo gitarda Cahit Oben, ritm gitarda Fikret Kızılok, bas gitarda Koray Aydın ve davulda Erol Ulaştır vardır.
1965’de ilk plakları, “I Wanna Be Your Man” ve “36 24 36” adlı iki şarkıdan oluşmaktadır. Bundan sonra ise anonim bir türkü olan “Silifke’nin Yoğurdu” ve Fikret Kızılok’un bestesi olan “Hereke” şarkılarıyla yeni bir plak kaydederler.
1965 yılında, Hürriyet Gazetesi tarafından düzenlenen Altın Mikrofon Yarışması’na “Halime” adlı şarkısıyla katılırlar. (Bu şarkı, “Halimem” türküsünün müzikal açıdan yeniden düzenlemiş şeklidir ve ismi Halime olarak değiştirilmiştir.) Yarışmada dördüncü olurlar, Hürriyet gazetesi ödül olarak, “Halime” ve “Makaram Sarı Bağlar” 45’liğini çıkarır.
1965’de Cahit Oben ve Fikret Kızılok yollarını ayırırlar.
Cahit Oben, 1966 yılında kendi bestesi olan “Hergün Kavga Var” (swing tarzda) isimli şarkısıyla bir kez daha Altın Mikrofon Yarışması’na katılır. Finale kalan parça, "Şey" parçasıyla birlikte Hürriyet gazetesi tarafından plak haline getirilir.
-------------------------
BAND
Cahit Oben: Rhythm Guitar (Ritm gitar)
Fikret Kızılok: Vocals (Solist)
Koray Oktay: Bass Guitar (Bas gitar)
Erol Ulaştır: Drums (Davul)
------------------------
Illustration by Mesut Uğurlu
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Edip Akbayram İstanbul'a geldikten sonra 1971'de Altın Mikrofon Yarışması'na katıldı. Âşık Veysel'in bir şiirinden esinlenerek gerçekleştirdiği ilk bestesi olan "Kükredi Çimenler" ile birinci oldu. Ardından 1972 yılında bu şarkı ile beraber “Boşuboşuna” parçasının da içinde bulunan bir 45lik çıkardı.
Anadolu Pop grup müziğine açık ve deneysel yönü fazla bir bir müzik türü olduğu için tek başına sahneye çıkmak ya da orkestra eşliğinde şarkı söylemek zordur. Edip Akbayram’da tez elden grup sorununu çözmesi gerekmekteydi. İşte tam o günlerde “Dönüşüm’de” sorunlar yaşayan Vecdi Ören gelip, grup kurmayı önerdi. Edip Akbayram hemen kabul eder ve kısa sürede Vecdi Ören (Bas), Koral Sarıtaş (Bavul), Cudi Koyuncu (Bağlama, Cura), Galip Kayıhan (Gitar) olarak “Dostlar” adıyla toplandılar.
1974'te Dostlar Orkestrası'nı kurdu ve Anadolu pop müziğinin önde gelen isimlerinden biri oldu. Daha sonra "Kara Kuzu", "Deniz Üstü Köpürür" ve "Garip" adlı 45'liklerle ödüller aldı ve ünü yurt çapında duyulan bir sanatçı haline geldi. "Aldırma Gönül" ve "Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz" adlı parçalarıyla satış rekorları kırar ve Altın Plak ödülünü kazandı. Aradan geçen yıllarla birlikte Edip Akbayram ve Dostlar grubu pek çok üye değişikliğine uğradı. Grubun bas gitaristi Vecdi Ören gruptan çıkmasına rağmen sonradan gruba yeniden katıldı. Bu süre zarfında Özkan Uğur gruba bas gitarist olarak alındı.
1976 yılı ortasında Vecdi Ören’le Edip Akbayram’ın arasında anlaşmazlık çıktı, daha önce de birkaç kez gruptan ayrılmış Vecdi Ören “Dönmemecesine” ayrıldı.
Edip Akbayram başlangıçtan itibaren ne yapmak istediği şöyle açıklıyordu: "Kalıcı bir şeyler yapmak istiyordum. Fikret Kızılok ve Cem Karaca'nın Anadolu ezgilerini pop çizgisinde söylemelerini örnek olarak aldım. Renk ve çizgide tamamen bir Edip Akbayram olarak geliştirdim. Toplumcu müzik yapmak istedim. Müziğimde geniş halk kitlelerinin yaşamı, sorunları olmalıydı. Ancak sivri, ucuz kahramanlıklardan da uzak durmaya çalıştım. İnançlarımdan, düşüncelerimden, politikamdan taviz vermeden, müzik tekniğinden yararlanarak, sorunlu, yoksul, geniş halk kitlelerine ulaşmak, daha çağdaş bir şeyler yapmak istiyordum."
Söz: Aşık Veysel
Müzik: Edip Akbayram
Orkestra: Süheyl Denizci Orkestrası
Aranjör: Norayr Demirci
KADRO:
Bas gitar: Merih Dumlu
Gitar: Cengiz Coşkuner
Davul: Veysel Çadır, Cezmi Başeğmez
Org: Ümit Aksu
Perküsyon: Prokop Minaoğlu
------------------------
Illustration: Cihan Topçu
Translation: Necdet Çanım & Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
1965 yılında askerliğe giden Karaca için askerlik hem hayatını hem de müziğini tamamiyle değiştiren bir yer olmuştur. O zamanlara kadar beğenmediği Anadolu Tarzındaki müziğe askerdeki bir arkadaşının bağlama çalışı ile aşık olur ve hayatının sonuna kadar bu tarzı müziğinden eksik etmez. Cem Karaca askerlikteki anısının üzerindeki etkisini şöyle anlatıyor: “O noktada türküleri tanıdım ve baktım ki ben yanlış bir coğrafyada yanlış bir lisanla şarkı söylemek zorunda değilim. Ben doğru bir coğrafyada doğru bir lisanla şarkı söylemek zorundayım”
Cem Karaca, askerlik sonrası Şubat 1967'de gitarist Mehmet Soyarslan'ın kurduğu Apaşlar grubu ile tanışır. Karaca, grup ile birlikte Altın Mikrofon 1967'ye katılmıştır. Yarışmaya katıldıkları Emrah şarkısı Erzurumlu Emrah'ın şiirine yapılmış bir Karaca bestesidir. Yarışmada Karaca'nın grubu ikinci olur ancak birinci olan gruptan daha çok ilgi görürler. Cem Karaca ve Apaşlar, 1968'de Almanya'ya gidip Ferdy Klein Orkestrası ile 45'likler kaydederler. Bu dönemde Soyarslan şarkısı "Resimdeki Gözyaşları", Karaca'nın Emrah'tan sonraki ikinci hit parçası olur. 1969'da grup içinde fikir farklılıkları oluşmaya başlar. Cem Karaca, daha siyasi müziğe kaymak isterken, Soyarslan bu değişime karşıdır. "Bu Son Olsun / Felek Beni" plağından sonra grup dağılır. Apaşlar dönemi bittikten sonra grup müziğine devam etmek isteyen Karaca, Apaşlar'ın bas gitaristi Seyhan Karabay ile Kardaşlar grubunu kurar. Grup üyeleri sabitlendikten sonra, Almanya'da kayıt yapmaya karar verirler ancak çıkan bir salgın yüzünden, Karaca ve Kardaşlar birlikte Almanya'ya gidemezler. Bu sebepten dolayı Cem Karaca, tek başına Köln'e gider. Apaşlar sonrası yaşadığı müzikal aradan sonra burada kendi besteleri ve Anadolu türkülerini yine Ferdy Klein orkestrası ile kaydeder. Bu birliktelikte Ferdy Klein orkestrası ile 4 adet plak kaydeder.
Eylül 1972 yılında Cem Karaca Kardaşlar’dan ayrılır ve dünya müzik tarihinde nadir görülen bir olay meydana gelir. Cem Karaca Kardaşlar’dan ayrılıp Moğollar’a geçerken, Moğollar’ın solisti Ersen Dinleten Kardaşlar’a geçer. Moğollardan ayrıldıktan sonra Cem Karaca 1974 yılında Dervişan grubunu kurar. Şubat 1975'te Cem Karaca'nın en önemli eserlerinden biri olan "Tamirci Çırağı" yayınlanır. Bu şarkıdaki "İşçisin sen, işçi kal" söylemi Cem Karaca'nın siyasi duruşunu da ilk kez bu kadar açık göstermektedir. 1977 yılında “Yoksulluk Kader Olamaz” LP’sini piyasaya sürerler. Özellikle bu albümün ardından grubun üstlendiği politik yapı nedeni ile grubun konserlerinde çatışmalar çıkmaya başlar. 1978 yılında grubun giderek daha da politikleşmesi sebebi ile grup dağılmıştır.
1979 yıllarında Almanya'ya taşınır. Çoğu Nazım Hikmet şiirlerinin besteleri olan Hasret albümünü yayınlar. Mart 1980'de Sıkıyönetim Mahkemesi'nde Karaca'nın "1 Mayıs" plağı "komünizm progandası" nedeni ile yargılanmaya başlar. Cem Karaca, bu dönemde Avrupa turnesine başlamıştır. Dava başladıktan kısa bir süre sonra da babası Mehmet Karaca'yı kaybeder. Cem Karaca, babasının cenaze törenine katılamaz. Mahkemenin çağrılarına rağmen o dönemlerde Türkiye’deki adil yargılanma sürecine güvenemediği için ülkeye dönmez ve sonuç olarak 6 Ocak 1983'te Yılmaz Güney ile aynı gün Türk vatandaşlığından çıkarılır. Daha sonrasında bir arkadaşının vasıtası ile Turgut Özal’la görüşerek ülkeye dönmek istediğini belirtir. 1987 yılında gurbette geçirdiği yıllar sonrasında sürgününden çok sevdiği vatanına döner.
Cem Karaca müzik hayatı ile ilgili şunu söyler: “Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Dadaloğlu Emrah gibi onlarca ozanlarımız türküleri söylene söylene kendi varlıklarını devam ettirmişler. Bir gün benim türküm söylenmezse şarkım söylenmezse işte o zaman… Eyvallah!”
------------------------
Animasyon: Emre Karacan
Tipografi : Sarp Sözdinler
Kurgu Destek : İsmail Arslan
Translation: Sami Umut Can
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
İlk isimleri Yankılar'dır. Ancak Yankılar isminin daha önce başka bir grup tarafından kullanıldığını öğrenince isimlerini İstanbul Dörtlüsü olarak değiştirirler. Daha sonra sırayla Trio İstanbul, Oğuzlar, Alizeler ve Biraderler isimlerini kullanırlar.
Müzikle tanışmaları babalarının sınıf geçme hediyesi olarak eve getirdiği akordiyon sayesinde olur.
İlk kez 27 Kasım 1965'te Fatih’de Kamer Düğün Salonu’nda sahne alırlar. 1966 yılında bir arkadaşları ile birlikte İstanbul Dörtlüsü’nü kurarlar.
1967 yılında Oğuzlar isimli gruplarını kurar ve Zeki Müren’in “Benim olsan sana verirdim ben canımı” parçasını twist formda yorumlayarak Hürriyet Gazetesi'nin düzenlediği Altın Mikrofon Yarışması'na katılırlar.
1967 yılı sonlarında uzun sure kullanacakları Biraderler isimini alırlar. Bu isimle daha ciddi mekanlarda konserler vermeye başlarlar. Diskotek dergisinin düzenlediği yarışmada ikinci olurlar.
70'li yılların başında Feridun Hürel Selçuk Alagöz Orkestrası’nda çalmaya başlar. Selçuk Alagöz’le Türkiye’nin birçok yerinde konserlere katılma fırsatı bulur. Diğer kardeşler, Biraderler’le bir Anadolu turnesine katılır ve bu çalışmalarla kazandıkları paralarla yeni enstürümanlar alma fırsatı bulurlar. Daha sonra Onur ve Haldun kardeşler de Selçuk Alagöz Orkestrasına katılacak ve bir 6 ay da beraber çalışacaklardır. Kendi ayakları üzerinde durmak ve kendi özgün müziklerini yaratmak için 20 Temmuz 1970'te kendi tabirleri ile Kabataş Vapur İskelesi’nde enstrümanlarla dolu bir minibüste 3 Hürel grubunu kurarlar. Fakir bir ailenin mensubu olan Hürel kardeşler için en büyük engel yeni enstrümanlara sahip olamamaktır. Bu yıllarda daha sonra grubun sembollerinden biri olacak olan babası ile beraber yaptıkları çift saplı saz-gitar diye adlandırdıkları ve günümüze kadar taşıdıkları enstrümanları sahneye çıkarlar.
İlk 45’likleri Ve Ölüm/Şeytan Bunun Neresinde olur. Yeni plaklarla birlikte ünleri hızla yayılır. Dergi listelerinin üst sıralarında dolaşmaya başlarlar. 1972 yılında çıkardıkları “3 Hür-el” LP’si ile Türkiye’nin ilk Altın LP ödülünü kazanırlar.
Grup özellikle çıkardıkları şarkıların hepsinin kendi söz ve besteleri olması açısından Türk Müzik tarihinde çok önemli bir konuma sahiptir. Bu şarkıların pek çoğu Feridun Hürel tarafından yazılır. Ayrıca Feridun Hürel şarkılarda kullanmak istedikleri Doğu-Batı sentezi tınılar için elektrogitar ve bağlamayı birleştirdikleri “Saz-Gitar”ın mucididir. Saz-Gitar’ı elinden pek çok el işçiliği gelen babası Murat Hürel ile yapmışlardır. 3 Hürel grubu 1974 senesinde “Ömür Biter Yol Bitmez / Sevenler Ağlarmış” plağını yayınlarlar. Diğer şarkılarında da olduğu gibi bu plaktaki şarkıların sözlerini de kendileri yazmışlardır.
Daha sonraki yıllarda Diskotür etiketi taşıyan birçok 45’lik yaparlar. 1973 yılında yaptıkları ilk uzunçalarları ile Türk Popu dergisinin verdiği Altın Plak ödülünü alırlar.
1977’de dağılan grup 1996’da müzik için tekrar bir araya gelir ve 1996'da Efsane…Yeniden, 1999'da 1953 Hürel adlı iki albüm daha yayınlarlar.
Feridun Hürel müzik hayatı ile alakalı şunu söyler :“Biz öldükten sonra da 500 yıl sonra inanırım birileri bir sevmek bin defa ölmek demekmiş bin defa ölüp de hiç ölmemekmiş diyecektir bir yerlerde, Sevenler ağlarmış diyecektir.”
------------------------
Illustration: Eren Dedeleroğlu
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Lale Belkıs 1968 senesinde ilk plağı olan aranjman türündeki “Bizim Şarkımız” 45liğini yayınlar. Sonraki yıllarda pek çok plak daha çıkarır. 1972 senesinde yayınladığı “Umut/Nem Kaldı” plağında Umut parçasının sözleri Mustafa Alpagut tarafından yazılır. Aynı zamanda Alpagut “Aşkın Maphusane” eserinin de sözlerini yazan kişidir.
Söz ve Müzik: Mustafa Alpagut
Aranjman: Norayr Demirci
------------------------
Illustration: Selin Tahtakılıç
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
1969'da Yunus Emre'den bestelediği "Bana Seni Gerek Seni" ile "Hafif Batı Müziği Düzenleme Ödülü"nü ve Fransa'da Jacques Brel ile paylaştığı Dario Moreno Ödülü'nü alır. Fransız televizyonuna çıkar ve Monacca Prensesi Grace Kelly tarafından televizyon festivallerine davet edilir.
Romanya'da Brşov uluslararası müzik festivaline katılıp Kritik Ödülü'nü alır. 1970 yılında Türkiye'de yılın en iyi şarkıcısı seçilir. Aynı yıl Bulgaristan Uluslararası Altın Orfe Müzik Festivali'nde üçüncü olur. 1975 yılında Türkiye'de ilk kez düzenlenen Eurovision elemelerine "Canı Sıkılan Adam" adlı parçası ile katılmıştır. 1976 senesinde “Zühtü/Kaz” plağını yayınlar. Zühtü şarkısında Esin Afşar’a Norayr Demirci Orkestrası eşlik etmiştir. Ayrıca Zühtü eserinin sözleri baglama ustası Burhan Gökalp’e aittir.
------------------------
Illustration by Oğulcan Denizoğlu
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Bize destek olun:
bit.ly/2Fi8kpl
Contribute via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
İlk 45’likleri “Eastern Love/ Artık Çok Geç”, Şubat 1968’de çıkar. Bu plağın ardından “Mektup/Lazy John”u yapan grup, haziran ayında Altın Mikrofon yarışmasına katılır ve “Ilgaz” ile üçüncü olur. Bu başarının ardından çıkardıkları 45’lik ile Moğollar adının büyük bir popülarite kazanmasını sağlar. Verdikleri konserlerin ilginç özellikleri vardır. 3 Nisan 1968’de İstanbul Fitaş Sineması’nda düzenlenen konsere “silindir şapkaları, uzun siyah frakları ile 3 keman bir viyolonsel ve bir trompet eşliğinde” çıkarlar. Yabancı şarkıların yanında kendi bestelerini de seslendiren Moğollar, Anadolu’da büyük ses getirmeye başlar.
1969 yılında Hasan Sel’in Yerine Taner Öngür girer ve 1969 yılında Türkiye’nin çoğunu kapsayan bir turneyle geçirirler. Kimi konserlerinde türkü düzenlemeleri ve halk müziği sazlarını kullanmaları Anadolu halkı tarafından ilgi görür ve grubun tarzlarını daha belirginleşmesini sağlar. Moğollar bu tarza Anadolu Pop ismini verir.
1970 yılında Paris’e giden Moğollar CBS firması ile 3 yıllık bir anlaşma imzalar. 1971 yılında çıkardıkları ilk albümleri ile “Academie Charles Cros” büyük plak ödülünü alır. Bu ödülü Moğollar’dan bir yıl önce Jimi Hendrix, bir yıl sonra ise Pink Floyd almıştır.
Bu sırada Belçika’da yaşamakta olan Barış Manço ile karşılaşırlar ve onun çalışmaya başlarlar ve kurdukları birlikteliğe “ManchoMongol” adını verirler. Birlikte Türkiye’ye dönen Moğollar ekibi ve Barış Manço 4 ay boyunca çeşitli yörelerde konserler verdikten sonra yollarını ayırır. Barış Manço ile bağlarını kopardıktan sonra tekrardan Paris’e giden Moğollar, bu kez Engin Yörükoğlu’nu orda bırakarak Türkiye’ye döner.
Çeşitli ayrılıklardan ve gruba katılmalardan sonra Eylül 1972 yılında dünya müzik tarihinde nadir görülen bir olay meydana gelir. Cem Karaca Kardaşlar’dan ayrılıp Moğollar’a geçerken, Moğollar’ın solisti Ersen Dinleten Kardaşlar’a geçer. Bu solist takasının asıl sebebi o yıllarda yurt dışında kariyer düşünen Moğollar grubunun yabancı dil bilen bir solist bulması gerekmektedir. Bu bağlamda Cem Karaca, Moğollar için uygun bir vokal olduğu için ortaya böyle bir teklif sunulur. Cem Karaca ve Moğollar güçlü bir birliktelik kurar. Grup 1973 senesinde “Obur Dünya/El Çek Tabip” plağını yayınlar. Obur Dünya şarkısının sözlerini yazan şair Muhlis Akarsu, Sivas katliamı sırasında otelde hayatını kaybeden isimlerden biridir. İki sene süren çeşitli konser turneleri ve plak çalışmalarının ardından Taner Öngür ve Ayzer Danga Moğollar’dan ayrılır.
Cem Karaca & Moğollar – Obur Dünya (1973)
Cem Karaca – Vokal
Cahit Berkay – Gitar
Taner Öngür – Bas Gitar
Ayzer Danga – Davul
Binali Selman – Mey, Zurna
Osman Bayşu – Bağlama
Söz ve müzik: Muhlis Akarsu
Düzenleme: Moğollar
------------------------
Illustration: Murat Çalış (behance.net/muratcalis57bf)
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek olun:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
1965 yılında askerliğe giden Karaca için askerlik hem hayatını hem de müziğini tamamiyle değiştiren bir yer olmuştur. O zamanlara kadar beğenmediği Anadolu Tarzındaki müziğe askerdeki bir arkadaşının bağlama çalışı ile aşık oldu ve hayatının sonuna kadar bu tarzı müziğinden eksik etmez. Cem Karaca askerlikteki anısının üzerindeki etkisini şöyle anlatıyor: “O noktada türküleri tanıdım ve baktım ki ben yanlış bir coğrafyada yanlış bir lisanla şarkı söylemek zorunda değilim. Ben doğru bir coğrafyada doğru bir lisanla şarkı söylemek zorundayım”
Cem Karaca, askerlik sonrası Şubat 1967'de gitarist Mehmet Soyarslan'ın kurduğu Apaşlar grubu ile tanışır. Karaca, grup ile birlikte Altın Mikrofon 1967'ye katılmıştır. Yarışmaya katıldıkları Emrah şarkısı Erzurumlu Emrah'ın şiirine yapılmış bir Karaca bestesiydi. Yarışmada Karaca'nın grubu ikinci oldu ancak birinci olan gruptan daha çok ilgi görürler. 1969'da grup içinde fikir farklılıkları oluşmaya başlar. Cem Karaca, daha siyasi müziğe kaymak isterken, Soyarslan bu değişime karşıdır. "Bu Son Olsun / Felek Beni" plağından sonra grup dağılır. Apaşlar dönemi bittikten sonra grup müziğine devam etmek isteyen Karaca, Apaşlar'ın bas gitaristi Seyhan Karabay ile Kardaşlar grubunu kurar. Eylül 1972 yılında Cem Karaca gruptan ayrılır ve dünya müzik tarihinde nadir görülen bir olay meydana gelir. Cem Karaca Kardaşlar’dan ayrılıp Moğollar’a geçerken, Moğollar’ın solisti Ersen Dinleten Kardaşlar’a geçer.
Moğollardan ayrıldıktan sonra Cem Karaca 1974 yılında Dervişan grubunu kurar. Şubat 1975'te Cem Karaca'nın en önemli eserlerinden biri olan "Tamirci Çırağı" yayınlanır. Bu şarkıdaki "İşçisin sen, işçi kal" söylemi Cem Karaca'nın siyasi duruşunu da ilk kez bu kadar açık göstermektedir. 1977 yılında “Yoksulluk Kader Olamaz” LP’sini piyasaya sürdüler. Bu albümdeki “Sevdan Beni” eseri aslında Ahmet Arifin şiiridir. Bu albüm Türkiye’deki protest müziğin etkilerinin en çok olduğu albüm özelliğini taşımaktadır. Albüm aynı zamanda o zamanların progresive müzik türünün de en iyi örneklerinden biridir.Özellikle bu albümün ardından grubun üstlendiği politik yapı nedeni ile grubun konserlerinde çatışmalar çıkmaya başlar. 1978 yılında grubun giderek daha da politikleşmesi sebebi ile grup dağılmıştır.
1979 yıllarında Almanya'ya taşınır. Çoğu Nazım Hikmet şiirlerinin besteleri olan Hasret albümünü yayınlar. Mart 1980'de Sıkıyönetim Mahkemesi'nde Karaca'nın "1 Mayıs" plağı "komünizm progandası" nedeni ile yargılanmaya başlar. Cem Karaca, bu dönemde Avrupa turnesine başlamıştır. Dava başladıktan kısa bir süre sonra da babası Mehmet Karaca'yı kaybetti. Cem Karaca, babasının cenaze törenine katılamaz. Mahkemenin çağrılarına rağmen o dönemlerde Türkiye’deki adil yargılanma sürecine güvenmediği için ülkeye dönmez ve sonuç olarak 6 Ocak 1983'te Yılmaz Güney ile aynı gün Türk vatandaşlığından çıkarılır. Daha sonrasında bir arkadaşının vasıtası ile Turgut Özal’la görüşerek ülkeye dönmek istediğini belirtir. 1987 yılında gurbette geçirdiği yıllar sonrasında sürgününden çok sevdiği vatanına döner.
Cem Karaca müzik hayatı ile ilgili şunu söyler: “Pirsultan Abdal, Karacaoğlan, Dadaloğlu Emrah gibi onlarca ozanlarımız türküleri söylene söylene kendi varlıklarını devam ettirmişler. Bir gün benim türküm söylenmezse şarkım söylenmezse işte o zaman… Eyvallah!”
Cem Karaca – Vokal
Murat Töz – Bas gitar
Sefa Ulaştır – Bateri
Taner Öngür – Gitar
Uğur Dikmen – Klavye
------------------------
Illustration: Elif Aydın
Translation: Sami Umut Can
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Terketmedi sevdan beni
Terketmedi sevdan beni
Aç kaldım, susuz kaldım
Hain karanlıktı gece
Terketmedi, terketmedi sevdan beni
Terketmedi, terketmedi sevdan beni
İlle can garip
İlle can suskun
İlle can garip
İlle can suskun
Can paramparça
Can paramparça
Can paramparça
Paramparça
Can paramparça
Can paramparça
Can paramparça
Paramparça…
------------------------
Bize Patreon'dan destek olun:
bit.ly/2Fi8kpl
Contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Üniversitenin son sınıfında okurken mahalleden gazeteci arkadaşı Arda Uskan ile Aşık Veysel'in Sivas- Sivrialan'daki köyüne giderler. Uskan röportaj yapacak, Kızılok da şarkıları için izin isteyecektir. İki gün boyunca Aşık Veysel’in evinde kalırlar. Aşık Veysel, bir gece gözlerinin nasıl kör olduğunu onlara anlatır. Hikâyeden sonra Kızılok eline gitarını alıp, izin isteyeceği iki şarkıyı çalar. Sonra bir cesaret büyük ozandan şarkılarını ister. O sırada Kızılok’un cebinde 250 kuruş telif parası bulunmaktadır. Aşık Veysel gülümser ve “O parayı al şirketine götür, gazoz parası yapsınlar. Ama sen güzel söylüyorsun oğlum. İstediğin şarkımı kullanabilirsin'' der. Kasım 1969'da yine Aşık Veysel'in yanına Sivrialan’a gider. Kar yolları kapayınca Fikret Kızılok üç ay boyunca ustasının yanında kalır. Dönüşte "Yumma Gözün Kör Gibi / Yağmur Olsam", Kızılok’un asıl çıkışını yaptığı plak olur. 1970 tarihli plaktaki iki şarkının da sözleri Aşık Veysel'e, besteleri Fikret Kızılok'a aittir.
Plakta, gitar, tumba ve sazın yanında değişiklik olsun diye enstrüman olarak tahta ve taş kullanır. O güne dek sürdürdüğü suskunluğu ve bunu bozmasının nedenini de plak kapağında şöyle açıklar: "Piyasa, öylesine Türk benliğinden uzak melodilere kucak açmıştı ki, beni dinlemeyeceklerdi bile. Bugün ise durum büyük bir hızla değişiyor. Bu öz benliğimize dönüşte ben de üzerime düşen görevi yapmaya karar verdim...". Şarkılar çok beğenilir, plak çok satar ve sanatçı ilk altın plağını alır. Fikret Kızılok bu plak ile kazandığı Altın Plak Ödülünü götürüp ustasına, Aşık Veysel'e hediye eder. Grafson şirketi ile anlaşan Kızılok'un 1971 tarihli ilk plağının arka yüzünde Ahmed Arif'in şiiri üzerine bestelediği "Vurulmuşum" adlı şarkı vardır. Kızılok, 1972'de bu şarkıyla Bulgaristan'da yapılan Altın Orfe Festivali'ne katılır.
Fikret Kızılok 1974'te Tehlikeli Madde adını taşıyan yeni grubuyla uzunca bir Anadolu turnesine çıkana kadar ortalıkta gözükmez. Turnenin ardından İstanbul’da seri konserler verir. Tehlikeli Madde ile folk motiflerinin rock ile harmanlandığı şarkılar yapar. Yine Ahmed Arif'in şiirlerinden yararlandığı "Haberin Var mı / Kör Pencere / Ay Battı" bu dönemin en önemli plağı olarak dikkat çeker. Kör Pencere'ye bağlı olarak plağa alınan "Ay Battı" ise, popüler müziğimizin enstrümantal şarkıları arasında özel bir yere sahiptir. Aynı yıl grupla ikinci ve son plağında "Aşkın Olmadığı Yerde" ve yine bir Aşık Veysel türküsü "İnsan Mıyım Mahluk Muyum Ot Muyum" şarkıları yer alır.
Kızılok 1980'lerin başında Bülent Ortaçgil ile tanışır. İkili Çekirdek Sanatevi projesine başlarlar. Bu projede Türkiye'de popüler müziğin dışında kalan gruplar, burada dinletiler yapıp, bunları kaydedip sınırlı biçimde basılıp dağıtma fırsatı bulur. Para amacı gütmeyen bu projede, birçok sanatçı ilk sahne deneyimlerini yaşar. Bu sanatçılar içinde Erkan Oğur, Yeni Türkü, Ezginin Günlüğü gibi birçok kişi ve grup bulunur.
Daha önce 1998'de kalp krizi geçiren Kızılok, Bodrum'da 2001 Temmuz'unda tekrar kalp krizi geçirir. İstanbul'a getirilen Kızılok'un durumu bir süre düzelir. Onu ölümden kurtaran hemşire için son bir şiir yazar. Kalp pili takılsa da Kızılok 22 Eylül 2001'de hayatını kaybeder.
----------------------
Illustration: Lütfü Er
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Bize destek olun:
bit.ly/2Fi8kpl
Contribute to our project:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
Illustration by
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Published in 1967, “Kızları da Alın Askere” played a vital role in Erkin Koray becoming known among a wider mass of people. In 1968, he participated in the “Golden Microphone” competition, hosted by the newspaper “Hürriyet”. Erkin Koray’s songs "Meçhul" and "Çiçek Dağı”, which took 4th place in that competition, were later on released by a record company, ultimately reaching a large circulation of 800 000 pieces. By the end of the 1960s, this first important achievement was followed by successive tracks, such as "Anma Arkadaş", "Hop Hop Gelsin", "Sana Bir Şeyler Olmuş" and "Seni Her Gördüğümde", all reaching great acclaim.
Together with the band “ Yeraltı Dörtlüsü”, a name which translates into “Underground Quartet”, founded in 1969, he became a pioneer of the underground music movement in Turkey. By the early 1970s, Koray had gained quite an extensive audience in Turkey and his distinctive music line had become crystal clear. Koray, who founded the bands “Erkin Koray Süper Grup” in 1971 and “Ter” in 1972, wrote many pieces which ended up on top of Turkey’s music chart lists between 1970 and 1974. "İlahi Morluk", "Aşka İnanmıyorum", "Mesafeler", "Züleyha", "Silinmeyen Hatıralar", 1974’s "Şaşkın" and "Fesuphanallah" are among the works from this period.
Erkin Koray, resembling an innovative, synthesizing and experimental music line; extraordinary lyrics, distinctive vocal style, long hair, original attire – these are just a few of the many reasons why he was excluded by TRT, the Turkish Radio and Television Corporation, which had been holding the broadcasting monopoly. Until recently, almost none of his works had been approved for publication by TRT. This situation continued until the eventual rise of private broadcasters in Turkey and has resulted in Koray having a limited audience.
BAND:
Drums: Sedat Avcı
Bass: Aydın Buyar Şencan
Rhythm Guitar: Jerzy Ziembrowski
Guitar & vocal Erkin koray
Music & Lyrics: Vedat Yıldırımbora
-----
Erkin Koray, 1941’de istanbul’da doğdu. 1965 yılında Almanya'nın Hamburg şehrine giden Erkin Koray 1966 yılında Türkiye'ye dönüşünden sonra Erkin Koray Dörtlüsü adlı grubu kurdu. 1967 yılında basılan "Kızları da Alın Askere" parçası Erkin Koray'ın geniş kitleler tarafından tanınmasında önemli rol oynamıştır. 1968 yılında, Hürriyet Gazetesi tarafından yapılan "Altın Mikrofon" yarışmasına katıldı. Bu yarışmada 4. olan Erkin Koray'ın yarışmadaki şarkıları "Meçhul" ve "Çiçek Dağı" daha sonra bir plak şirketi tarafından piyasaya çıkarılarak 800 bin adet gibi büyük tiraj yaptı. Bu ilk önemli başarıyı, 60'lı yılların sonlarına dek ardı ardına gelen: "Anma Arkadaş", "Hop Hop Gelsin", "Sana Bir Şeyler Olmuş", "Seni Her Gördüğümde" gibi hepsi büyük beğeni toplayan parçalar takip etmiştir.
1969 yılında kurduğu Yeraltı Dörtlüsü adlı grubu ile Türkiye'de ilk "Underground" müzik akımının öncüsü oldu. 70'li yılların başlarına gelindiğinde Koray Türkiye'de oldukça geniş bir dinleyici kitlesine sahiptir ve kendine özgü müzik çizgisi belirginleşmiş durumdadır.
1971'de Erkin Koray Süper Grup, 1972'de Ter gruplarını kuran Koray , 1970-1974 yılları arasında Türkiye müzik listelerinde üst sıralarda yer alan klasikleşmiş birçok esere imza atmıştır. "İlahi Morluk", "Aşka İnanmıyorum", "Mesafeler", "Züleyha", "Silinmeyen Hatıralar", 1974'te "Şaşkın", "Fesuphanallah" bu dönem eserlerindendir.
Yenilikçi, sentezci, deneyci bir müzik çizgisi olan Erkin Koray; sıra dışı şarkı sözleri, kendine özgü vokal biçemi, uzun saçları, özgün kıyafetleri ve bunun gibi daha birçok nedenle dönemin yayın tekeli olan Türkiye Radyo Televizyon Kurumu TRT tarafından dışlanmıştır. Eserlerinin nerede ise tamamı yakın zamanlara kadar, TRT denetimi tarafından yayımlanmaya uygun görülmemiştir. Bu durum Türkiye'de özel yayın kuruluşlarının ortaya çıkışına kadar süregelmiş ve Koray'ın dinleyici kitlesinin sınırlı kalmasına yol açmıştır.
Kendi ekipmanını üreten, yeri geldiğinde enstrüman bile icat etmiş, nev-i şahsına münhasır, komple bir sanatçıdır. Dönemi için çığır açan bir figür olan Erkin Koray, gerek söylemleri, gerek duruşuyla müziğini beslemiş. Ürettiği sayısız başarılı parçayla da Anadolu Rock’ın duayenleri arasındaki yerini almıştır.
-------
Illustration: Duygu Topçu (behance.net/duygutopcu)
Translation: Derviş Sağırgürgen
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
----
Bize destek olun (Contribute to our project):
bit.ly/2Fi8kpl
-----
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
After Ersen Dinleten had released two singles with “Kardaşlar”, they decided to change the band name. Dinleten hereby said: “If the north has “Kardaşlar” [brothers], then the east has “Dadaşlar” [a word used in Eastern Anatolia, meaning brothers or friends].” The band thus went from "Ersen ve Kardaşlar" to "Ersen ve Dadaşlar". Until the 1980s, the band had a good relationship. However, due to the predicament of rock music in the 80s, Ersen Dinleten ended up continuing on a path separate from “Dadaşlar”.
Throughout their musical life, “Ersen ve Dadaşlar” had performed the songs of many poets, such as Aşık Veysel and Aşık Mahzuni Şerif. In 1975, they released “Dostlar Beni Hatırlarsın”, with lyrics by Aşık Veysel.
----------------------------
Ersen ve Dadaşlar grubunun temelleri ilk olarak 1970 yılında Cem Karaca’nın Kardaşlar grubunu kurması ile atılır. Eylül 1972 yılında Cem Karaca gruptan ayrılır ve dünya müzik tarihinde nadir görülen bir olay meydana gelir. Cem Karaca Kardaşlar’dan ayrılıp Moğollar’a geçerken, Moğollar’ın solisti Ersen Dinleten, Kardaşlar’a geçer. Bu solist takasının asıl sebebi o yıllarda yurt dışında kariyer düşünen Moğollar grubunun yabancı dil bilen bir solist bulması gerekmesidir. Bu bağlamda Cem Karaca, Moğollar için uygun bir vokal olduğu için ortaya böyle bir teklif sunulur. 1973 Temmuz ayında Ersen & Kardaşlar olarak ilk 45’lik ”Çakmağı Çak / Güneşe Dön Çiçeğim” yayınlanır. Bu plakta Anadolu’dan uzaklaşıp, daha rock bir görünüm kazanırlar. Milliyet Liselerarası Şarkı Yarışması’nda konuk sanatçı olarak sahne alır ve sene sonunda “Metelik / Yine Seni Tanırım” 45’liğini kaydederler.
Ersen Dinleten, Kardaşlar grubu ile iki single çıkarttıktan sonra, grubun isminin değişmesini kararlaştırılır ve Ersen, "Kuzeyin Kardaşları varsa doğunun Dadaşları var" diyerek "Ersen ve Kardaşları", "Ersen ve Dadaşlar" olarak değiştirir. 1980’li yıllara kadar devam eden grup, daha sonra Ersen Dinleten'in ayrılmasıyla birlikte yoluna Dadaşlar olarak devam eder.
Ersen ve Dadaşlar grubu müzik hayatları içerisinde Aşık Veysel, Aşık Mahzuni Şerif gibi pek çok ozanın şarkılarını seslendirmişlerdir. 1975 senesinde sözleri Aşık Veysel’e ait olan “Dostlar Beni Hatırlarsın” eserini piyasaya sürerler.
Ersen Dinleten - Vokal
Fehiman Uğurdemir – Gitar, Bağlama
Taner Öngür – Bas gitar
Kılıç Danışman – Farfisa
Mehmet Gözüpek – Davul
----------------------------
Illustration: Betül Kınay
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
1968 yılında yayınlanan bu plağın bükük ilgi görmesinden sonra Akkor ve Önal pek çok 45’lik yayınlar. Kamuran Akkor 1969 senesinde çıkardığı “Reyhan” şarkısı anonim bir ezgidir ve bu şarkı bir anda Kamuran Akkor’un popülaritesini arttırarak onu tüm Türkiye’ye tanıtır. Sezen Cumhur Önal Kamuran Akkor ile söz yazarlığı hakkında bir anlaşması olduğunu söyleyerek, “Reyhan” parçasının anonim bir ezgi olması sebebiyle Akkor ile olan tüm çalışmalarını askıya alır.
Bu olayın üzerine Kamuran Akkor aranjman müziği konusunda o zamanlar Önal’ın ilk elden en yakın rakibi olan Fecri Ebcioğlu ile anlaşır. O yıllarda “Kalbim Seninle Dolu” ve “Aşka Paydos” gibi Fecri Ebcioğlu şarkılarını seslendirir. Şarkıcı bu plaklardan sonra yeni çıkaracağı plaklar için Orhan Gencebay şarkıları seçer. Kamuran Akkor’un 1972 senesinde çıkardığı “Yorgun Gözler/Seni Sevmek İçin Ölmek Mi Lazım” plağında söylediği Yorgun Gözler parçasının söz ve müziği Orhan Gencebay’a aittir. Bu olaydan sonra Orhan Gencebay’ın da ortakları arasında bulunduğu İstanbul Plak ile anlaşır. İstanbul Plak ile “Bir Teselli Ver” gibi çok satan plaklar çıkarır. Bu plaklar aslında Kamuran Akkor’un müzik tarzının pop müzikten yavaş yavaş arabeske kaydığının ilk sinyalleridir. Arabesk müzik o sıralarda popülaritesini giderek arttırmaktadır. Sanatçı 1975 yılında ise “İkimiz Bir Fidanız / Doğru mu Doğru mu” plağını çıkarır.
Bas gitar: Merih Dumlu
Org, piyano: Ümit Aksu
Davul: kamil Taşpınarlı, Veysel Çadır, Cezmi Başeğmez
Gitar: Engin Süelözgen, Cengiz Coşkuner
Flüt, Vibrofon: Norayr Demirci, Süheyl Denizci
Vurmalılar: Prokop Minaoğlu
Brasslar: Halil Saçlı, Ergüven Başaran, Erdoğan Aktuğ, Faruk Akel, Yalçın Ateş
----------------
Kamuran Akkor began her music career in 1967 through Vasfı Uçaroğlu, who would later on become her husband, as a soloist next to the singer Berkant. Berkant’s success during those years, particularly with a piece named “Samanyolu”, helped to bring the name “Kamuran Akkor” to the fore. Akkor’s success then rose substantially with her first record “Aşk Eski Bir Yalan / Kokladığım İlk ve Son Çiçeksin”, which had been achieved together with the famous songwriter Sezen Cumhur Önal. The song “Aşk Eski Bir Yalan” on that record is an arrangement of a song of Enrico Macias by Sezen Cumhur Önal.
After this record, which had been published in 1968, had received great attention, Akkor and Önal published many more 45er records. In 1969, Kamuran Akkor released the song “Reyhan”, which contained an anonymous melody. Instantly, the musician’s popularity rises, introducing her to the whole of Turkey. Sezen Cumhur Önal had expressed that he had an agreement with Kamuran Akkor when it comes to songwriting, but since the song “Reyhan” contains an anonymous melody, he suspends all his work with Akkor.
Upon this incident, Kamuran Akkor ended up making a deal with Fecri Ebcioğlu, who was Önal‘s number one rival at the time, concerning the arrangement of the music. During those years, she sang Fecri Ebcioğlu songs, such as “Kalbim Seninle Dolu” and “Aşka Paydos”. After those records, the singer chose to sing songs by Orhan Gencebay for her next records. The lyrics and music to the “Yorgun Gözler” piece on Akkor’s 1972 record “Yorgun Gözler/Seni Sevmek İçin Ölmek Mi Lazım” also belong to Orhan Gencebay. Following this, she made a deal with the publishing company “Istanbul Plak”, wherein Orhan Gencebay was one of the partners. She releases many best-selling records with “Istanbul Plak”, such as “Bir Teselli Ver”. Throughout those records, one can see first signs of a gradual shift from Kamuran Akkor’s music style from pop music to arabesque. During that time, arabesque music had been gaining increased popularity. In 1975, the artist released the record “İkimiz Bir Fidanız / Doğru mu Doğru mu”.
Söz & Müzik: Orhan Gencebay
Düzenleme: Norayr Demirci
------------------------
Illustration: Doruk Akı
Translation: Necdet Çanım
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Projemize destek olun:
bit.ly/2Fi8kpl
Contribute to our project:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Kuruluşundan sonra gruba pek çok yeni sanatçı katılır. Bunların ardından Feylesoflar grubu 1974 senesinde son halini alır. Feylesof kelimesi filozof anlamına gelmektedir ve ismin fikir babası grubun gitaristlerinden biri olan Demir Beşiroğlu’dur. 1974 senesinde katıldıkları bazı amatör ses yarışmalarında birinci olurlar. Feylesoflar grubu Türkiye’de Hard Rock müzik türünün ilk öncülerindendir. O senelerde Uriah Heep, Deep Purple, Pink Floyd gibi grupların şarkılarını çalar ve bazen de bu parçaları Türkçe’ye çevirirler. O yıllarda Yunus Emre’nin mısralarını besteleyerek aynı zamanda müziklerine mistik bir hava da katmışlardır. Grubun üyeleri Atilla Günhan, Arman Akbal, Mustafa Ersin, Jeyan Koray Erpi, Oğuz Bayer, Candan Bastak, Hakkı Soylular ve Kudret Kurtcebe’dir.
Grup bu yıllarda kafeteryalarda, sinema salonlarında konser vermeye başlarlar. Bunun dışında grup üyeleri gruptan bağımsız bir şekilde ayrı ekstra işlere de girerler. Feylesoflar bazı stüdyo kayıt çalışmalarına girmiş olmalarına rağmen o senelerde grubun maddi durumumun pek iyi olmaması sebebi ile bu kayıtlar istenilen düzeyde kaliteli olamamıştır.
Grubun kurucularından Atilla Günhan o dönemler için şunu söyler “Çok zor şartlar konserler verdik. Hatırlarım Kütahya’da bir spor salonunda 4 bin kişi arasında sadece 4 kişi gelip bizi tebrik etmiş, Uriah Heep çaldığımız için geri kalan 3996 kişi yuhalamıştı.”
Grup 2018 yılında eski plak kayıtlarından “1974-1975” albümünü piyasaya sürmüştür.*
Grubun facebook grubu için: facebook.com/groups/18242197081/?ref=share
------------------------
Illustration: Dilara Akbal
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
------------------------
*Grupla yapılan söyleşi için: cerezzine.com/feylesoflar-turkiyedeki-hard-rock-muzik-turunun-ilk-onculerindeniz/?fbclid=IwAR3MJtCeOfWt2OO4-m_M9vXXHarn-D2hFXDVbtuTRVb-EufFDVjSHdAXbig
Eylül 1972 yılında Cem Karaca gruptan ayrılır ve dünya müzik tarihinde nadir görülen bir olay meydana gelir. Cem Karaca Kardaşlar’dan ayrılıp Moğollar’a geçerken, Moğollar’ın solisti Ersen Dinleten Kardaşlar’a geçer. Bu solist takasının asıl sebebi o yıllarda yurt dışında kariyer düşünen Moğollar grubunun yabancı dil bilen bir solist bulması gerekmektedir. Bu bağlamda Cem Karaca, Moğollar için uygun bir vokal olduğu için ortaya böyle bir teklif sunulur. 1973 Temmuz ayında Ersen & Kardaşlar olarak ilk 45'lik "Çakmağı Çak / Güneşe Dön Çiçeğim" yayınlandı. Bu plakta da Anadolu'dan uzaklaşıp, daha rock bir görünüm kazanmışlardı. Milliyet Liselerarası Şarkı Yarışması'nda konuk sanatçı olarak sahne aldılar. Sene sonunda "Metelik / Yine Seni Tanırım" 45'liğini kaydettiler.
1973 yılında Ünol Büyükgönenç’in vokalistliğini yaptığı ilk ve tek solo 45’likleri “Deniz Üstü Köpürür/Çökertme” plağını çıkarırlar ve bu 45’lik Anadolu müziğinde bir progresif rock havası yaratmıştır. Ersen ile çalıştıktan sonra Fikret Hakan ve Selda Bağcan ile birer 45’lik doldururlar ve 1974 yılında asıl grup dağılır. Grup dağıldıktan sonra Seyhan Karabay, birçok farklı müzisyenle beraber Seyhan Karabay ve Kardaşlar adıyla grubu devam ettirmeye çalışsa da 1975 yılında bu grup da dağılır ve Karabay solo kariyerine başlar.
Ünol Büyükgönenç: Vokal, Gitar
Fehiman Uğurdemir: Gitar
Seyhan Karabay: Bas Gitar
Cengiz Teoman: Davul
------------------------
Illustration: Vardal Caniş
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Bu 3 kardeş Selçuk Alagöz Orkestrasından ayrıldıktan sonra her zaman yapmak istedikleri gibi sadece bu 3 kardeşin bulunduğu 3 Hürel grubunu 20 Temmuz 1970 saat 4’te Kabataş İskelesinde kurarlar. 3 Hürel grubu olarak 1970 senesinde ilk plakları olan “Ve Ölüm / Şeytan Bunun Neresinde” plağını çıkardılar. 70 yıllarda Diskotür şirketi ile pek çok plak çıkarırlar. 1972 yılında çıkardıkları “3 Hür-el” LP’si ile Türkiye’nin ilk Altın LP ödülünü kazanırlar. Grup özellikle çıkardıkları şarkıların hepsinin kendi söz ve besteleri olması açısından Türk Müzik tarihinde çok önemli bir konuma sahiptir. Bu şarkıların pek çoğu Feridun Hürel tarafından yazılır. Ayrıca Feridun Hürel şarkılarda kullanmak istedikleri Doğu-Batı sentezi tınılar için elektrogitar ve bağlamayı birleştirdikleri “Saz-Gitar”ın mucididir. Saz-Gitar’ı elinden pek çok el işçiliği gelen babası Murat Hürel ile yapmışlardır. Feridun Hürel 1974 yılında İstanbul Gelişim Orkestrası’nın eşliğinde ilk ve tek solo plağı olan “Bir Sevmek Bin Defa Ölmek Demekmiş” plağını çıkarır.
1975’te Onur Hürel’in askerliği nedeni ile grup çalışmalarına 6 ay kadar ara verir. Aynı durum 1977 yılında Feridun ve Haldun’un askerliği nedeni ile tekrarlanır ve bu grubun iki sene müziğe ara vermesine neden olur. Feridun ve Haldun kardeşlerin askerlikleri sırasında annelerini kaybederler. Bu olayların ardından grup dağılır. Feridun Hürel anneleri Malike Hürel’e olan bağlılıklarını 1973 yılında yazdığı “Ağlarsa Anam Ağlar” parçasında açıkça belirtmiştir.
Feridun Hürel grup dağıldıktan sonra müzik kariyerine İngiltere’de devam etmek ister ve İngiltere’ye taşınır. 1 sene sonrasında Türkiye’ye geri döner ve üniversiteden mezun olduğu reklamcılık bölümü üzerinde çalışmaya başlar. Ayrıca kendisinin yazdığı 5 adet kitabı da bulunmaktadır.
Feridun Hürel müzik hayatı ile alakalı şunu söyler :“Biz öldükten sonra da 500 yıl sonra inanırım birileri bir sevmek bin defa ölmek demekmiş bin defa ölüp de hiç ölmemekmiş diyecektir bir yerlerde, sevenler ağlarmış diyecektir.”
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
Illustration/Animation: Gökalp Gönen
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
KADRO:
Cevdet Yalçın – Gitar, Bağlama, Vokal, Yaylı Tambur
Numan Hekimoğlu – Bas gitar, Geri vokal
Tile Varla – Davul
------------------------
İllüstrasyon: Ferit Güleç
Çeviri: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Doğulu, 1957 yılında lise çağlarında ilk profesyonel grubu olan Jupiters (Jüpiter Kenteti) grubunu kurdu. Bu grup ile Ankara’da mekânlarda sahne alır. Ankara Fen Fakültesi’nde başladığı üniversite eğitimini, geçiş yaptığı İstanbul Fen Fakültesi Jeoloji Bölümü’nde tamamladı. İstanbul’a gelişinin asıl nedeni, Erol Büyükburç Orkestrası’nda gitarist olarak göreve başlayacak olmasıydı. Erol Büyükburç Orkestrası’nda 2-3 sene gitarist olarak görev yaptı. Türkiye’nin ilk kez katıldığı bir uluslararası festival olan Balkan Festivali’nde Milli Orkestra ile birlikte birincilik ödülünü aldı. Bununla birlikte toplam 3 defa uluslararası yarışmalarda Türkiye'yi temsil eden Doğulu'nun 4 LP ve 30 adet 45’liği vardır. Yurdaer Doğulu birçok kez “Yılın Aranjörü” ödülünü kazanır ayrıca 1972 senesinde çıkardığı “Elveda Meyhaneci” plağı ile Altın Plak ödülünü kazanır. Kendisi aynı zamanda, Ozan Doğulu ve Kenan Doğulu’nun babasıdır.
Yurdaer Doğulu'nun 1972 senesinde çıkardığı “Ve Sihirli Gitarı” LP’sinde kullandığı “Karadır Kaşların” türküsü aslen Mustafa Tuna’ya aittir. Mustafa Tuna 1940’lı yıllarda Eskişehir Seyitgazi’de yaşamaktadır. Mustafa Tuna ve Raziye birbirlerini sevmektedirler ancak aileleri evlenmelerine karşıdır. Mustafa Tuna, Raziye'yi kaçırmaya karar verir. İkili gece vakti Eskişehir’e doğru kaçarlarken kaçtıkları arabanın devrilmesi sonucu yakalanırlar. Kazanın ardından Raziye Hanım ailesine teslim edilirken Mustafa Tuna tutuklanır ve Raziye'nin yaşının küçüklüğü nedeniyle 2 yıl hapis cezasına çarptırılır. Mustafa Tuna “Karadır Kaşların” gibi pek çok şiirini hapisteyken yazar. Hapisteyken Raziye Hanım’ın bir başkası ile evlendirildiğini öğrenir ve hapisten çıktıktan sonra Eskişehir’i terkeder.
------------------------
Illustration: Burak Tozkoparan
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
Bizi takip edin:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Erkin Koray & Ter grubu kısa süren birlikteliklerinde sadece bir adet 45lik çıkartmışlardır. “Hor Görme Garibi / Züleyha” adlı plağın ön yüzündeki Hor Görme Garibi parçası aslında Orhan Gencebay’a aittir. Orhan Gencebay aynı zamanda Erkin Koray’ın çok yakın dostudur. Plağın arka yüzündeki Züleyha şarkısı ise Urfa yöresine ait bir halk türküsüdür. Grup bu plaktan sonra yine aynı yıl olan 1972’de dağılır.
Erkin Koray ve Ter grubu tek bir tane 45lik çıkarmalarına rağmen Türk Müziğinde çok önemli bir yere sahiptir. Türkiye’nin ilk underground gruplarından biri olmasının yanında Türk Müziğindeki ilk metal müzik oluşumlarından biri de Ter grubudur. “Hor Görme Garibi” parçası bazı kaynaklarda Türkiye’nin ilk heavy metal parçası olarak geçmektedir. Hor Görme Garibi şarkısında Aydın Çakus’un attığı gitar solosu o yıllarda Türk Müziğinde eşine çok az rastlanır durumlardan biridir.
KADRO:
Vokal/Gitar: Erkin Koray
Solo Gitar: Aydın Çakus
Bas Gitar: Özkan Uğur
Davul: Nur Yenal
Söz & Müzik: Orhan Gencebay
------------------------
İllüstrasyon: Yıldıray Çınar
Çeviri: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Çeviri: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Edip Akbayram lisede kurduğu orkestrada Pir Sultan'ın, Karacaoğlan'ın deyişleri üzerine yaptıkları besteleri çalıp söyler. İlk plağı Kendim ettim kendim buldum'u da lise yıllarında yapar. İlk plağını çıkardığı grubun adı Siyah Örümcekler'dir. Plak da "Siyah Örümcekler-Gaziantep Orkestrası" ve "Edip Akbayram ve Siyah Örümcekler" başlıkları altında iki farklı baskıyla çıkar.
Edip Akbayram İstanbul'a geldikten sonra 1971'de Altın Mikrofon Yarışması'na katılır. Âşık Veysel'in bir şiirinden esinlenerek gerçekleştirdiği ilk bestesi olan "Kükredi Çimenler" ile birinci olur.
Anadolu Pop grup müziğine açık ve deneysel yönü fazla bir müzik türü olduğu için tek başına sahneye çıkmak ya da orkestra eşliğinde şarkı söylemek zordur. Edip Akbayram’ın da tez elden grup sorununu çözmesi gerekmektedir. İşte tam o günlerde “Dönüşüm” grubunda sorunlar yaşayan Vecdi Ören gelip, grup kurmayı önerir. Edip Akbayram hemen kabul eder ve kısa sürede Vecdi Ören (Bas), Koral Sarıtaş (Bavul), Cudi Koyuncu (Bağlama, Cura), Galip Kayıhan (Gitar) olarak “Dostlar” adıyla toplanırlar.
1974'te Dostlar Orkestrası'nı kurar ve Anadolu pop müziğinin önde gelen isimlerinden biri olur. Daha sonra "Kara Kuzu", "Deniz Üstü Köpürür" ve "Garip" adlı 45'liklerle ödüller aldı ve ünü yurt çapında duyulan bir sanatçı olur. "Aldırma Gönül" ve "Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz" adlı parçalarıyla satış rekorları kırar ve Altın Plak ödülünü kazanır. Edip Akbayram 1976 senesinde Dostlar ile birlikte “Mehmet Emmi / Affetmem Seni” plağını çıkarır.
Edip Akbayram başlangıçtan itibaren ne yapmak istediği şöyle açıklar: "Kalıcı bir şeyler yapmak istiyordum. Fikret Kızılok ve Cem Karaca'nın Anadolu ezgilerini pop çizgisinde söylemelerini örnek olarak aldım. Renk ve çizgide kendimi, tamamen bir Edip Akbayram olarak geliştirdim. Toplumcu müzik yapmak istedim. Müziğimde geniş halk kitlelerinin yaşamı, sorunları olmalıydı. Ancak sivri, ucuz kahramanlıklardan da uzak durmaya çalıştım. İnançlarımdan, düşüncelerimden, politikamdan taviz vermeden, müzik tekniğinden yararlanarak, sorunlu, yoksul, geniş halk kitlelerine ulaşmak, daha çağdaş bir şeyler yapmak istiyordum."
EKİP:
Edip Akbayram (vokal)
Mithat Danışan (Panço) (bas gitar)
Galip Kayıhan (solo gitar)
Ayzer Danga (davul)
Cudi Koyuncu (saz)
Söz - Müzik: Aşık Mahzuni Şerif.
Düzenleme: Vecdi Ören.
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
bit.ly/2Fi8kpl
Contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
Dün Bugün Yarın, 1971 yılının sonlarında Şanar Yurdatapan ve Atilla Özdemiroğlu tarafından kurulur. İlk plakları olan “Kara Tren / Makine ve İnsan” plağını 1972 yılında piyasaya çıkarırlar. Bu plağın ardından 1973 yılında “Haydi Bastır / Dünya Dönüyor” ve “A / B” plakları çıkar. Bu plaklar Şanar Yurdatapan ve Atilla Özdemiroğlu’nun kurduğu Türkiye’nin ilk müzik yapım firması olan ŞAT yapım firması tarafından yayınlanır. “A / B” plağı aynı zamanda Tarık Akan ve Gülşen Bubikoğlu’nun başrollerinde oynadığı “Ah Nerede” filminde de kullanılır. Dün Bugün Yarın bu plaklar haricinde “Merhaba / Moogırgır” ve “Girne'den Anamur'a (1976 Anamur-Girne Ortak Barış Şenliği Hatırası)” adlarında 2 plak daha yayınlar.
Garo Mafyan - besteci, aranjör
Attila Özdemiroğlu - keman, flüt, trombon
Şanar Yurdatapan – bas
Cezmi Başeğmez - davul
Hurşid Yenigün - gitar
Metin Cotal - trombon, piyano, org
Manolo Corrales - tumba
Serpil Gence - vokal
Kerim Soysal - vokal
Tufan - vokal
------------------------
Illustration: Mustafa Uysal
Translation: Sami Umut Can
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
------------------------
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
bit.ly/2Fi8kpl
Contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
Lise yıllarında kurduğu müzik grubuyla amatör müzik çalışmalarına başlar. İstanbul Belediye Konservatuarında şan dersleri alan Büyükburç 18 yaşında İsmet Sıral Orkestrası eşliğinde Caddebostan Maksim Gazinosunda solist olarak ilk sahne çalışmasını yapar, “Jezabel” şarkısı ile adını duyurmaya başlar.
Askerliğini Urfa Orduevi’nde yapan Büyükburç, bu sırada şarkı söylerken Leyla Sayar’la tanışır ve askerlik dönüşü Sayar’ın desteğiyle İstanbul’un önemli kulüplerinde ismini duyurmaya başlar. Kendi adına kurduğu ilk orkestrası “Erol Büyükburç Vokal Grubu” ile Four Lads, Platters tarzı vokal müziğinin ve doo-wop’ın Türkiye’deki öncü uygulayıcısı olur.
Profesyonel ilk müzik çalışması 1961'de çıkan ‘‘Little Lucy"dir. Balkan Festivali'nde ‘‘En İyi Şarkıcı’’ ödülünü alır, uzun yıllar Efsaneler Orkestrası ile çalışır. 62 yılından itibaren Şerif Yüzbaşıoğlu Orkestrasıyla lüks mekânlarda sahne alan sanatçı, bir sene Boğaziçi Müzik Festivali’nde “En iyi Şarkıcı” ve “En İyi Şarkı” ödüllerini kazanır ve bu yarışmada Şerif Yüzbaşıoğlu Orkestrası eşliğinde “Adieu Mon Pays” şarkısını seslendirir. Sanatçı 1964'de bu orkestradan ayrılarak Necdet Karar, Çarli ve Cüret Işıözlü’nün bulunduğu kadro ile bir grup kurar.
Erol Büyükburç, 1968 yılında “Altın Şarkılar”, 1969 yılında ise “Yasemin” plaklarını yapar. “Kırık Kalp”, “Yasemin”, “Gözlerime İyice Bak”, “Gel Gir Koluma” gibi popüler müziğimizin ilk hit şarkılarını Ümit Eroğlu düzenlemeleri ile hayata geçirir. 1969 yılında “Serseri / Artık Sevmeyeceğim” plağını çıkarır. Bu plaktaki “Artık Sevmeyeceğim” parçasının sözleri ve müziği Suat Sayın’a aittir.
Kıyafet ve tavırlarıyla “Türkiye’nin Elvis Presley’i” olarak tanınan Büyükburç, pek çok ilke de imza atar. Bu ilkler arasında olan ilk Türk pop müziği bestecisi, ilk türkü düzenlemecisi, ilk turneye çıkan popçu gibi özellikleri sanat hayatında bir araya getirir. Sanatçı yarım yüzyıla yakın bir sanat yaşamına 8 taş plak, 65 tane 45’lik, 20 fotoroman, 5 long-play, 1800’e yakın beste, 30’a yakın film ve 200’e yakın ödülü sığdırmayı başarır.
------------------------
Illustration by Muhammed Katırcı
Translated by Sami Umut Can
Digitally Remastered by Sinan Güngörer
Music & Lyrics: Suat Sayın
------------------------
"All music rights belong to their rightful owners."
1968 yılında yayınlanan bu plağın bükük ilgi görmesinden sonra Akkor ve Önal pek çok 45’lik yayınlar. Kamuran Akkor 1969 senesinde çıkardığı “Reyhan” şarkısı anonim bir ezgidir ve bu şarkı bir anda Kamuran Akkor’un popülaritesini arttırarak onu tüm Türkiye’ye tanıtır. Sezen Cumhur Önal Kamuran Akkor ile söz yazarlığı hakkında bir anlaşması olduğunu söyleyerek, “Reyhan” parçasının anonim bir ezgi olması sebebiyle Akkor ile olan tüm çalışmalarını askıya alır.
Bu olayın üzerine Kamuran Akkor aranjman müziği konusunda o zamanlar Önal’ın ilk elden en yakın rakibi olan Fecri Ebcioğlu ile anlaşır. O yıllarda “Kalbim Seninle Dolu” ve “Aşka Paydos” gibi Fecri Ebcioğlu şarkılarını seslendirir. Şarkıcı bu plaklardan sonra yeni çıkaracağı plaklar için Orhan Gencebay şarkıları seçer. Bu olaydan sonra Orhan Gencebay’ın da ortakları arasında bulunduğu İstanbul Plak ile anlaşır. İstanbul Plak ile “Bir Teselli Ver” gibi çok satan plaklar çıkarır. Bu plaklar aslında Kamuran Akkor’un müzik tarzının pop müzikten yavaş yavaş arabeske kaydığının ilk sinyalleridir. Arabesk müzik o sıralarda popüleritesini giderek arttırmaktadır. Sanatçı 1975 yılında ise “İkimiz Bir Fidanız / Doğru mu Doğru mu” plağını çıkarır.
Söz - beste: Hakkı Bulut
Aranjman: Norayr Demirci
Kadro:
Bas gitar: Merih Dumlu
Gitar: Cengiz Coşkuner
Davul: Veysel Çadır, Cezmi Başeğmez
Org: Ümit Aksu
Perküsyon: Prokop Minaoğlu
Synthesizer: Metin Alatlı
Kaynaklar:
turkpopmuzik.net/sanatci-kamuran_akkor-32
biyografya.com/biyografi/18348
tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%A2muran_Akkor
discogs.com/Kamuran-Akkor-%C4%B0kimiz-Bir-Fidan%C4%B1z/master/700182
-----------------------
Kamuran Akkor’s career starts when her future husband Vasfı Uçaroğlu chooses her for back vocal for famous name Berkant in 1967. Berkant’s song Samanyolu brings fame to Akkor as well. She then starts working with famous lyric writer Sezen Cumhur Önal and publishes her first recording “Aşk Eski Bir Yalan / Kokladığım İlk ve Son Çiçeksin”. It becomes a big success. “Aşk Eski Bir Yalan” is an adaptation of one of Enrico Macias’s song.
After the success of the single in 1968, Akkor keeps working with Önal and they work on lots of singles together. In 1969, she sings “Reyhan”, an anonymous song, becomes a big hit as well. All country get to know Kamuran Akkor. But Sezen Cumhur Önal who had an exclusive deal with Akkor for “all songs” claims that this anonymous song ais a breach of the contract and walks away. After this event, Kamuran Akkor starts working with the other adaptation expert of the time, Fecri Ebcioğlu. “Kalbim Seninle Dolu” and “Aşka Paydos” are the fruit of this collaboration. Akkor also wants to work Orhan Gencebay, one of Turkey’s first arabesque stars, and signs with İstanbul Plak which is owned by Gencebay as well. She makes big hits like “Bir Teselli Ver”. But she also leans into arabesque more and more. In 1975 her single with “İkimiz Bir Fidanız / Doğru mu Doğru mu” comes out.
------------------------
Illustration by Serhat Albamya
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
Translation: Sami Umut Can
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Şarkı sözleri 16. Yüzyılda, Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşamış olan ve doğum yeri tam olarak bilinmeyen saz şairi Gevheri’ye aittir.
Ayrıca Zafer Sağlıksever, solistliğini Alpay’ın yaptığı, “Grup A1 ve Alpay” ile birlikte 1979 yılında çalışmışlardır. Sözle ve Müziği Zafer Sağlıksever’e ait olan “Yeşil Gözler Sürmeli/İçimde Dinmez Sızısın” adlı 45’liğin ortaya çıkmasında rol almıştır.
Söz: Gevheri
Müzik: Zafer Sağlıksever
Solist: Zafer Sağlıksever
Klasik Gitar: Zafer Sağlıksever
12 Telli Gitar – Solo Gitar: Sümer Gözüm
Tumba – Davul : Nihat Tarımeri
Balalayka - Bağlama: Kayhan Sağlıksever
Bas Gitar: Nuri Özsuca
------------------------
Türeyiş band, known for their pop-folk 45’s, was founded in 1970 by Sümer Gözüm and Zafer Sağlıksever and took its final shape after Nihat Tarımeri, Nuri Özsuca and Kayhan Sağlıksever joined in 1972. Their first record Köroğlu was also a bestseller. The 45’s, named Kerpiçtendir Evleri/Kanar Ağlarım, was released in 1973. Kanar Ağlarım was written by the folk poet Gevheri, lived in the 16th century, and composed by Zafer Sağlıksever.
------------------------
Illustration by Eren Akdede
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
Translation: Sami Umut Can
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
Kent Yedilisi Atilla Baybek, Fikret Güven, Süha Onay, Ersan Durmaz, Necdet Güngör, Tevfik Kunter ile birlikte 7 kişilik bir grup olarak kurulur. Maalesef grubun yedinci üyesi hakkında bilgi bulunmamaktadır. Kent Yedilisi grubu 1966 yılında düzenlenen Altın Mikrofon Yarışması’da diğer 6 grup ile birlikte finale kalır. Grup bu yarışmaya bossa nova tarzında besteledikleri “Kara Kaşlı Haticem” parçası ile katılır. Bu yarışmada finale kaldıkları için “Kara Kaşlı Haticem/Mühür Gözlüm” plağını çıkarmaya hak kazanırlar. Grup sanat hayatında bu plağın dışında “Seninle Sonbahar/Espanola” ve “Kızılcıklar Oldu Mu/Hello Dolly” adlı 2 plak daha çıkarır.
1966 yılında yapılan Altın Mikrofon Yarışması’nın ön elemelerinde aralarında Zeki Müren ve Rüçhan Çamay’ın da bulunduğu 46 kişilik ön jüri yarışmanın finaline kalacak 7 grubu seçerler. Finale sadece 5 grubun kalacağı açıklansa da ön elemelerden sonra finale 7 grup kalır. Erkin Koray ise “Bir Eylül Akşamı” parçası ile finale kalamadan elenir. 10 konserlik turneden sonra Siluetler grubu “Lorke Lorke” parçası ile yarışmayı kazanır. Yarışmanın diğer finalistleri ise “Çayır Çimen Geze Geze” şarkısı ile Mavi Işıklar, “Bahçelere Geldi Bahar” şarkısı ile Selçuk Alagöz, “Her Gün Kavga Var” şarkısı ile Cahit Oben, “Yârim” şarkısı ile Ali Atasagun Dörtlüsü ve “Kaleden Top Atarlar” şarkısı ile TPAO Batman Orkestrası olur. Yarışma sonunda Hürriyet Gazetesi tüm finalistlere plak çıkartır.
------------------------
The seven-member band “Kent Yedilisi” was formed by Atilla Baybek, Fikret Güven, Süha Onay, Ersan Durmaz, Necdet Güngör and Tevfik Kunter. Unfortunately, no information about the seventh group member can be found. Along with six other bands, “Kent Yedilisi” made it into the final round of the “Golden Microphone” Competition in 1966. They participated within the competition with a bossa nova-style piece, called “Kara Kaşlı Haticem”. Due to them having reached the finals, they were entitled to release their record, titled “Kara Kaşlı Haticem/Mühür Gözlüm”. Apart from this record, the band released two more records throughout their artistic life, namely “Seninle Sonbahar/Espanola” and “Kızılcıklar Oldu Mu/Hello Dolly”.
Even though it had been announced that only 5 bands would make it to that last round, during the preliminaries of the 1966 “Golden Microphone” Competition, the jury, which was comprised of 46 people, among them names such as Zeki Müren and Rüçhan Çamay, instead selected 7 bands that would qualify for the final round. Erkin Koray, who had participated in the competition with the song “Bir Eylül Akşamı”, had been eliminated before the final round. After 10 concert tours, the band “Siluetler” won the competition with their song “Lorke Lorke”. Among the other finalists was Mavi Işıklar with their song “Çayır Çimen Geze Geze”, Selçuk Alagöz with “Bahçelere Geldi Bahar”, Cahit Oben with “Her Gün Kavga Var”, Ali Atasagun Dörtlüsü with “Yârim” and TPAO Batman Orkestrası with “Kaleden Top Atarlar”. At the end of the competition, all of the finalists had their record released with the newspaper “ Hürriyet”.
------------------------
Illustration: Eda Çağıl Çağlarırmak
Analog Mastering: Arşivplak/Volga Çoban at Studio Arsivplak, London
Digital Remastering: Sinan Güngörer
Translation: Sami Umut Can
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Band members of the Grup Bunalım have changed a lot in the ‘70s. In 1970 Hüseyin Sultanoğlu left the band and started to play in Cem Karaca’s new band “Kardaşlar”. After Hüseyin Sultanoğlu, Nihat Örerel was the new drummer of the band. The other 3 important members of the band in the ‘70s was guitarist Berç Yenal, drummer Nur Yenal and bass guitarist Melik Yirmibir. Berç Yenal and Nur Yenal were brothers and Melik Yirmibir was their cousin.
One of the most important facts about Grup Bunalım was they have raised important musicians for Turkish Rock. After Bunalım, Ahmet Güvenç played the bass guitar in Kurtalan Ekspres. Hüseyin Sultanoğlu played the drums in Kardaşlar and Dervişan (both of those bands was founded by Cem Karaca). Aydın Çakus played in the band “Ter” which was founded by Erkin Koray after Grup Bunalım disassembled. In the 1974 Aydın Çakus moved to America and in 1992 he founded a new band which is called “Fear Nature”.
Name of Grup Bunalım was founded by Bülent Ortaçgil who is an old friend of Ahmet Güvenç.
Rıfat Öncel was one of the important figures in Anatolian Rock history. he used to work with big bands like Apaşlar, Grup Bunalım and Kurtalan Ekspres which was mainly associated with Barış Manço.
He recorded “Bir Yar İçin / Kara Pınar” and “Oy Çimeno / Ay Osman” with Apaşlar in 1971. He played with Yalçınkaya Tümay (guitar), Nedim Demirelli (bass guitar) for these 45's. In 1972 he worked with Grup Bunalım for “Kınalı Gelin/Güzel” and “Ayrılık Olmasaydı”.
------------------------
1969 yazında, gitarda Aydın Çakus, basta Ahmet Güvenç, davulda Hüseyin Sultanoğlu kadrosuyla Cem Karaca’nın prodüktör ve menajerliğinde Grup Bunalım adı ile kurulmuştur. Türk Rock tarihinin underground ve metal müziğe yönelik çalışmalara girişen ilk gruplarından biridir. Demo olarak kaydettikleri ilk plakları olan “Taş Var Köpek Var / Yeter Be Kadın” adlı 45’likleri Türkofon firması tarafından gruptan habersiz bir şekilde çıkartılmıştır. “Taş Var Köpek Var” parçası aslen milattan sonra 500’lerde yazılmış Sanskritçe bir şiirdir.
Bunalım kadrosu 70ler boyunca pek çok değişikliğe uğramıştır. 1970 yılında Hüseyin Sultanoğlu’nun Cem Karaca Kardaşlar grubuna geçmesiyle davula Nihat Örerel geçmiştir. Grubun diğer önemli üç elemanı ise Aydın Çakus’la beraber yeni bir kadro oluşturmuş olan gitarist Berç Yenal, kardeşi davulcu Nur Yenal ve bu iki kardeşin kuzeni basçı Melik Yirmibir'dir.
Grubun en önemli özelliklerinden biri Türk Rock müziğine pek çok önemli sanatçı yetiştirmiş olmasıdır. Ahmet Güvenç, Barış Manço’nun kurmuş olduğu Kurtalan Ekspres’in değişmez basçısı; Hüseyin Sultanoğlu ise Cem Karaca’nın Kardaşlar ve Dervişan gibi gruplarında davulcu olarak yer almıştır. Grubun değişmez gitaristi olan Aydın Çakus ise Erkin Koray ve Ter grubunda çalmıştır. 1974 yılında önemli bir karar alan Aydın Çakus Amerika’ya yerleşmiş ve orada 1992 yılında kurmuş olduğu Fear Nature grubu ile uzun yıllar çalmıştır.
Grup Bunalım’ın isim babası ise Ahmet Güvenç ile eski dostluğu bulunan ve bir süre Damlalar grubunda birlikte çaldıkları Bülent Ortaçgil’dir. Bülent Ortaçgil’in 1974’de çıkardığı “Benimle Oynar Mısın” albümündeki “Suna Abla” şarkısı Ahmet Güvenç’in annesi Suna Güvenç için yazılmıştır.
Rıfat Öncel, 70’li yıllarda Anadolu Rock Tarihinin sayılı grupları olan Apaşlar, Grup Bunalım ve hala faaliyetlerine devam eden Kurtalan Ekspres ile önemli çalışmalar yapmıştır.
Öncel 1971 yılında Apaşlar ile “Bir Yar İçin/Kara Pınar” ve “Oy Çimeno/Ay Osman” adlı iki 45’lik çıkarmıştır. Kendisine Apaşlar grubundan Yalçınkaya Tümay (gitar), Nedim Demirelli (bas gitar) eşlik etmiştir. 1972 yılında Grup Bunalım ile “Kınalı Gelin/Güzel” ve “Ayrılık Olmasaydı” adlı 45’likleri çıkarmıştır.
------------------------
BAND:
Rıfat Öncel – Vocals Solist
Aydın Çakus – Guitar
Cengiz Teoman – Drums
Melik Yirmibir – Bass Guitar
------------------------
Illustration by Hüseyin Sönmezay
Translated by Sami Umut Can
Digitally Remastered by Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek olun:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
A project dedicated to bringing pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Markarian olan şarkıcı 1960'lı yıllarda birçok kez Türkiye'ye gelerek konserler vermiş
ve Türkçe plaklar doldurmuştur. Çok sevdiği Türkiye'ye adadığı"İstanbul" adlı Fransızca bir şarkı bestelemiştir.
Müzik ve şiir tutkusu yüzünden okul ile arası bozulan Marc derslerini ihmal ettiği ve başka
gerekçeler ile bir kaç kez okuldan uzaklaştırılmıştır. 18 yaşına geldiğinde verem ile mücadele
etmek zorunda kalmış ve bu hastalığı çok ağır bir şekilde geçirmiştir. Birkaç yıl büyük bir azimle çalışarak kendi kendine nota okumayı ve piyano çalmayı öğrenen Marc Aryan, ailesinin de yardımlarıyla bir plakçı dükkânı açar. Artık müzikten para kazanmaya başlayan Aryan böylece her saat müzikle iç içe yaşamaya başlar ve içindeki müzik tutkusu daha da alevlenir. 1957'de dükkânını satarak Paris'e kendi bestelerini yayınlamaya gider, fakat yapımcılar tarafından hep geri çevrilmiştir. Şarkı sözlerini satamayınca kendi şarkı söylemeyi dener. “Henry Markarian” adını kullanarak yaptığı plak tam bir başarısızlığa uğramıştır. Daha sonrasında “Markal” ismi ile kendi plak ve dağıtım şirketini kuran Aryan, daha sonra bu şirkete ailesinin memleketi olan “Malatya” adını verir.
1959 yılında kız kardeşlerinden birinin işlettiği bir gece kulübünde şarkısını sergileyebilmek için Belçika’ya gider. Burada şarkısını dinlettikten sonra çok olumlu izlenimler alan Marc Aryan’a bir kayıt şirketi tarafından sözleşme teklif edilir. Sözleşmeyi kabul edip imzalayan Marc Aryan bu tarihten itibaren artık Belçika’da yaşamaya başlamıştır.
9 dil konuşabilen sanatçı, 1966 ve 1969 yıllarında konser vermek için geldiği Türkiye'de Türkçe öğrenmiştir, kendi bestelerine besteci ve söz yazarı Fecri Ebcioğlu tarafından yazılan Türkçe sözlerle birçok plak doldurmuştur. Aksanlı bir Türkçe ile seslendirdiği bu şarkılar insanlara çok sempatik gelir ve plaklar sürekli liste başı olurlar. Aynı yıllarda birçok Avrupalı şarkıcı tıpkı onun yaptığı gibi Türkiye'de Türkçe şarkılar söylemiş ve plak yapmışlardır. Kırık ve aksanlı Türkçe bir dönem dinleyicilere o denli sempatik gelmişti ki Ajda Pekkan gibi bazı Türk şarkıcılar da yaptıkları aranjmanları tıpkı Avrupalı meslektaşları gibi aksanlı bir Türkçe ile söylerler.
----------------
Marc Aryan was a singer of Armenian descent whose family had migrated from Malatya, Turkey, to France, where he was born. The singer, whose original name was Henry Markarian, went to Turkey for a couple of times throughout the 1960s, giving concerts and publishing records in Turkish. Furthermore, he composed a song in French, titled “Istanbul”, which he dedicated to his much-loved Turkey.
His passion for music and poetry led to him neglecting his lessons, which then, among other reasons, resulted in him being expelled from school several times. At the age of 18, he had to fight tuberculosis and he suffered from the disease a lot. A few years later, he had taught himself to read music and play the piano with great determination. Further, with the help of his family, he opened a record shop. From the time that Aryan begins to make money with music, he ends up spending every hour of his life intertwined with it and that way, his passion for music is exacerbated. Selling his record shop in 1957, he leaves for Paris to publish his own compositions but is constantly turned down by producers. Unable to sell his lyrics, he begins to sing. However, the record put forth under his name “Henry Markarian” ends up being a complete failure. Sometime later, he founds his own record and marketing company, “Markal”, which he then renames into “Malatya”, after his family’s hometown. In 1959, he goes to Belgium to perform his song in a nightclub run by one of his sisters. Listening to his song and being very impressed with Aryan’s performance, a record company offers him a contract. Having agreed and signed, Marc Aryan begins to live in Belgium from that point onward.
Coming to Turkey in 1966 and 1969 with the intention of giving concerts, the artist knowing 9 languages ends up also learning Turkish there. With his compositions being influenced by the composer and songwriter Fecri Ebcioğlu, Aryan then fills a number of records in the Turkish language. His songs, vocalized with an accented Turkish, were met with a lot of sympathy among their listeners, thus quickly climbing the record chart ladder. In the same year, a number of European singers followed his lead, singing and making records in Turkish. Broken and accented Turkish was received so well by the audiences, that, similar to their European counterparts, some Turkish singers, like Ajda Pekkan, began to sing their arrangements with accented Turkish as well.
------------------------
Destek olun:
bit.ly/2Fi8kpl
Contribute via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
Illustration by Daniel Strange
Translated by Sami Umut Can
Digitally Remastered by Sinan Güngörer
İlk olarak çeşitli araştırmalar yapan grup üyeleri unutulmuş halk ezgilerini bulmaya çalışarak çokça türkü ve mani topladı. Üyelerden Gündüz, Denktaş ve Kalfaoğlu üniversite okumak için Ankara'ya gitti. Burada bir plak şirketinden albüm teklifi aldılar. Anlaşma sonucunda ilk plaklarını yayımladılar. “Diskotür” adlı şirketin teklifi sonrasında çıkardıkları plaklar ilgi gördü. Farklı meslekler icra eden grup üyelerinin müzikle olan ilgisi zaten kısıtlı iken Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında tamamen durdu. Zaman zaman bir araya gelen üyeler, Denktaş'ın trafik kazasındaki ölümü sonrasında daha az etkin oldu. Bu ölüm sonrasında üyeler 1987, 1988 ve 1989 yıllarında düzenlenen anı gecelerinde bir araya gelerek Denktaş'ı andılar.
Erdinç Gündüz: Solo Gitar & Vokal
Aydın Kalfaoğlu: Ritim Gitar
Raif Denktaş: Bas Gitar
Fezahat Gürsoy: Davul
------------------------
The Turkish Cypriot folk-rock band “Sıla 4” was founded by Erdinç Gündüz, Raif Denktaş, Aydın Kalfaoğlu and Ferazat Gürsoy in 1964. After 1969, they intensified their work, becoming active with their modernized take on Cypriot folk music, songs and “türküler” (Turkish folk songs).
Firstly, the band members conducted extensive research in order to find forgotten folk tunes, collecting many folk songs and “mani” (a particular folk poetic and musical form).
The band members Gündüz, Denktaş and Kalfaoğlu ended up going to Ankara for their university studies. There, they received an album offer from a record company called “Diskotür”, leading to them releasing their first record, which attracted much attention.
Whereas over time and while all following different professions, the band members had a decreased interest in music, they stopped making music completely after the Turkish operation in Cyprus. Furthermore, the band members, who had still come together from time to time, became even less active after Denktaş lost his life in a traffic accident. Commemorating him, the members gathered for memorial nights in 1987, 1988 and 1989.
------------------------
Illustration by Safa Erdem
Translated by Sami Umut Can
Digitally Remastered by Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing non-mainstream pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
İtalyan Ticaret Lisesi’nde okurken gizli olarak çeşitli düğün salonlarında sahne çalışmaları yaptı ve daha sonraları Uğurtan Günal, Önder Bali, Boğaziçi Orkestrası (Ersan Erdura ile birlikte) eşliğinde çeşitli yerlerde dans müziği yaptı. 1968 yılına kadar yaptığı bu sahne çalışmalarına, Silvia Bella adında çıktı.
1967 yılında Orhan Şevki ile evlendi ve kendi orkestralarında çalışmaya başladı. Orhan Şevki ile birliktelikleri 12 yıl sürdü. Evlendikten sonra ‘Asu Maralman’ adı ile sahne almaya başladı.
İlk plağı olan “Bir Görsem Ölmeden – Nerdesin” 1971 yılında Diskotür firmasından yayınlandı. Profesyonel olarak ilk defa 1973 yılında Zeki Müren desteğiyle Erenköy Lalezar Gazinosu’nda sahneye çıktı.
1977 yılında sözlerini Bülent Pozam’ın yazdığı Selmi Andak bestesi “Bal Gibi Olur” 45liği ile en büyük çıkışını yaptı. Bu çıkışın arkasından gelen “Sabah Ola Hayrola” ve “Şarkılar Yazdım” 45'likleri ile başarısını devam ettirdi. 1980 yılında kendisinin finanse ettiği, ilk ve tek LP’si olan “Bağrı Yanık Dostlara” yayınlandı.
Söz: Pîr Sultan Abdal
Aranjman: Önder Bali
Orkestra: Önder Bali 4
KADRO:
Vokal: Orhan Şevki, Asu Maralman
Gitar: Zafer Dilek
Bas gitar: Halûk Hancı
Davul: Erdal Gürel
Org: Önder Bali
------------------------
Orhan Şevki 1974-1996 yılları arasında tuttuğu güncelerinden derlediği “Gölge Adam – Bir Menajerin Anıları” kitabını yayınladı. Bu kitapta dönemin pek çok ünlü sanatçısı ile anılarını kaleme aldı. Asu Maralman, whose real is Silvia Bursalıoğlu, came into the world on February 20, 1948. As a child, she began making music at home, taking piano and voice lessons. In the early 70s, her sister, Nonna Bella (Azad Bursalıoğlu), became famous with the record “Şimdi Sen Varsın Dünyamda”.
While studying at the Italian business high school, Silvia Bursalıoğlu secretly did stage work in various wedding halls. Later on, accompanied by Uğurtan Günal, Önder Bali and Boğaziçi Orkestrası (with Ersan Erdura), she performed dance music in several venues. All the way until 1986, she used the stage name “Silvia Bella”.
In 1967, she got married to Orhan Şevki and began working with her own orchestras. The relationship with Orhan Şevki lasted 12 years. After getting married, she began using the stage name “Asu Maralman”.
Her first record, “Bir Görsem Ölmeden – Nerdesin” was published by the label “Diskotür” in 1971. With the support of Zeki Müren, she performed professionally for the first time in 1973, at Erenköy Lalezar Casino.
In 1977, she had her biggest breakthrough with the 45er record “Bal Gibi Olur”, which had been composed by Selmi Andak and for which Bülent Pozam had written the lyrics. The record was followed by the 45ers “Sabah Ola Hayrola” and “Şarkılar Yazdım”, leading to continued success. In 1980, her self-financed, first and only album “Bağrı Yanık Dostlara” was published.
Later on, Orhan Şevki published his book “Gölge Adam – Bir Menajerin Anıları” (“Shadow Man – Memoirs of a Manager”), containing a collection of his diary entries between 1974-1996. In the book, he tells about his memories with many famous artists of the period.
------------------------
Illustration by Özgü Aydar
Translated by Paul Koerbin
Digitally Remastered by Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek olun:
bit.ly/2Fi8kpl
Contribute to our project:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing non-mainstream pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
------------------------
In 1968, “Ankara Fen Lisesi” took first place in the nationwide inter-high school “hafif batı” music competition, which had, by then, been held for the second time. This win entitled them to release a record together with the label “Sayan Plak”, leading to the publication of “Drama Köprüsü / Bad Times Come Again No More” the same year. Zennur Anbarcıoğlu and Selim Atakan, who played solo guitar and keyboard. A little later, in 1977, Selim Atakan became one of the founders of the band “Yeni Türkü”, together with Derya Köroğlu.
------------------------
BAND:
Vocals: Zennur Anbarcıoğlu, Ramiz Arbak
Bass Guitar: Sadi Atay
Guitar: Emrah Orhun
Solo guitar & keyboard: Selim Atakan
Drum: Bican Tuğberk
------------------------
Illustration by Furkan Şahin
Translated by Sami Umut Can
Digitally Remastered by Sinan Güngörer
------------------------
Anatolian Rock Revival Project'e destek vermek isterseniz:
bit.ly/2Fi8kpl
You can contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing non-mainstream pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
Edip Akbayram İstanbul'a geldikten sonra 1971'de Altın Mikrofon Yarışması'na katıldı. Âşık Veysel'in bir şiirinden esinlenerek gerçekleştirdiği ilk bestesi olan "Kükredi Çimenler" ile birinci oldu.
Anadolu Pop grup müziğine açık ve deneysel yönü fazla bir bir müzik türü olduğu için tek başına sahneye çıkmak ya da orkestra eşliğinde şarkı söylemek zordu. Edip Akbayram’da tez elden grup sorununu çözmesi gerekmekteydi. İşte tam o günlerde “Dönüşüm’de” sorunlar yaşayan Vecdi Ören gelip, grup kurmayı önerdi. Edip Akbayram hemen kabul eder ve kısa sürede Vecdi Ören (Bas), Koral Sarıtaş (Bavul), Cudi Koyuncu (Bağlama, Cura), Galip Kayıhan (Gitar) olarak “Dostlar” adıyla toplandılar.
1974'te Dostlar Orkestrası'nı kurar ve Anadolu pop müziğinin önde gelen isimlerinden biri oldu. Daha sonra "Kara Kuzu", "Deniz Üstü Köpürür" ve "Garip" adlı 45'liklerle ödüller alır ve ünü yurt çapında duyulan bir sanatçı oldu. "Aldırma Gönül" ve "Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz" adlı parçalarıyla satış rekorları kırar ve Altın Plak ödülünü kazandı.
Edip Akbayram başlangıçtan itibaren ne yapmak istediği şöyle açıklar: "Kalıcı bir şeyler yapmak istiyordum. Fikret Kızılok ve Cem Karaca'nın Anadolu ezgilerini pop çizgisinde söylemelerini örnek olarak aldım. Renk ve çizgide tamamen bir Edip Akbayram olarak geliştirdim. Toplumcu müzik yapmak istedim. Müziğimde geniş halk kitlelerinin yaşamı, sorunları olmalıydı. Ancak sivri, ucuz kahramanlıklardan da uzak durmaya çalıştım. İnançlarımdan, düşüncelerimden, politikamdan taviz vermeden, müzik tekniğinden yararlanarak, sorunlu, yoksul, geniş halk kitlelerine ulaşmak, daha çağdaş bir şeyler yapmak istiyordum."
BAND:
Edip Akbayram (vocal)
Mithat Danışan (bass guitar)
Galip Kayıhan (solo guitar)
Ayzer Danga (drums)
Cudi Koyuncu (saz)
------------------------
In the band which he had founded in high school, Edip Akbayram played and sang compositions containing folk poems by Pir Sultan and Karacaoğlan. Also throughout those high school years, together with a band named “Siyah Örümcekler”, he released his first LP, titled “Kendim ettim kendim buldum”. The record was released in two different editions, one titled “ Siyah Örümcekler-Gaziantep Orkestrası”, the other “Edip Akbayram ve Siyah Örümcekler".
After coming to Istanbul, Edip Akbayram participated in the 1971 “Golden Microphone” competition. Therein, he won with his first composition "Kükredi Çimenler", which had been inspired by a poem by Âşık Veysel.
Anadolu Pop is a genre that is open to being performed with a band and has an experimental style to it. Because of this, it is difficult to take the stage alone or sing alongside an orchestra. Edip Akbayram therefore urgently had to solve his band problem. Exactly during those days, Vecdi Ören, who had been having some problems in the music group “Dönüşüm”, came and proposed to form a band. Edip Akbayram agreed right away and after only a short time, Vecdi Ören (bass), Koral Sarıtaş (drums), Cudi Koyuncu (bağlama, cura) and Galip Kayıhan (guitar) had come together and formed “Dostlar”.
In 1974, Akbayram established “Dostlar Orkestrası” and became one of the leading names in Anadolu Pop music. Thereafter, he received awards for his 45er records, titled "Kara Kuzu", "Deniz Üstü Köpürür" and "Garip", while his fame was spreading throughout the nation. He further broke the sales records with his pieces “Aldırma Gönül" and "Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz", winning the golden record award.
Edip Akbayram explains what he had set out to do from the beginning in the following way: “I wanted to do something lasting. I took Fikret Kızılok’s and Cem Karaca’s way of singing Anatolian melodies on a pop line as an example. In colour and line, I completely developed as Edip Akbayram. I wanted to make socialist music. My music should include the life and problems of a wide mass of people. However, I tried to stay away from sharp, cheap heroism. Without compromising my beliefs, thoughts and policies, drawing on music technique, I wanted to reach large masses of troubled and distressed people; I wanted to do something more contemporary.”
------------------------
Bize destek olun:
bit.ly/2Fi8kpl
Contribute to our project:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
Illustration by Bilal Uğur Liman
Digitally Remastered by Sinan Güngörer
------------------------
A project dedicated to bringing non-mainstream pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."
bit.ly/2Fi8kpl
Contribute to our project via Patreon:
bit.ly/2Fi8kpl
------------------------
Written by Muhlis Akarsu
Illustration by Gökçe Akgül
Digitally Remastered by Sinan Güngörer
------------------------
To follow us on other mediums:
Instagram ► instagram.com/anatolianrockrp
Facebook ► facebook.com/AnatolianRockRevivalProject
Twitter ► twitter.com/AnatolianRockRP
Spotify ► open.spotify.com/user/5yx6jmrr9j6i21qszoatm2q9m/playlist/5IP2uCRmPcRqFfBKsbolbb
SoundCloud ► soundcloud.com/anatolian-rock-revival-pr
------------------------
A project dedicated to bringing non-mainstream pieces from Turkish Rock History into the light with unique artworks.
"All music rights belong to their rightful owners."


